|
Riya, gösteriş yapmaktır. Yapılan amellere insanların muttali olmasını istemektir. Riyâ itikadî konuda olursa bu ebediyyen kaybetmektir. Riya amellerde olursa büyük bir günahtır, haramdır. Kişinin ibadetlerinde, İslami hizmetlerinde Allah rızasını gözetmesi, yalnız onun için ibadet yapması, kulluk yapması gerekir.
Bir kısım kişiler vardır ki, yalnız başına oldukları zaman namazlarını âdab ve erkanına riayet etmeden kıldıkları halde, toplum içinde bu hususlara çok dikkat ederek namaz kılarlar. İşte bu, ibadette riyadır. Bütün diğer amellerimizi buna kıyas edelim. Riyadan, gösterişten kurtulmak çok zordur. Ancak bir Müslüman olarak bu zoru başarmak mecburiyetindeyiz. Bunun için Allah Teâlâ’ya dua edip yardımını talep etmeliyiz. Bu hastalıktan kurtulmak için çok ciddi gayret göstermeliyiz.
Bilelim ki riyânın ilacı ihlastır. İhlas, Rab Teâlâ’nın rızasını talep etmektir. Allah’ın rızasını talep eden kalbini ihlasla dolduran bir mü’min, kulların rızasını almak için amellerini yok edecek riyakârlığa düçar olur mu? Böyle bir cinayete cüret edebilir mi?
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
"Biz sana kitabı hak üzere indirdik. Öyleyse dini Allah için hâlis kılarak ona kulluk et. Dikkat edin halis din Allah’ındır." (Zümer/2-3)
Evet yalnız Allah’a kulluk etmek, sadece onun rızasını talep etmek, ihlaslı olmak riyânın ilacıdır.
Müslüman yapmış oldukları ibadetleri, hizmetleri riyakârlık yaparak boşa çıkarmamalıdır.
Bu hususta Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
"Ey iman edenler! Malını gösteriş için hayra veren, gerçekte Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kimseler gibi başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle yaptığınız hayırları boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan kayaya benzer. Sağnak halinde yağan bir yağmur isabet eder de, onu sert bir kaya haline getiriverir. (Toprağı gider kaya kalır.) Yaptıklarını Allah için yapmayanlar, kazandıklarından hiçbir şeyi tutmaya kâdir olamazlar. Allah nankör kimselere doğru yolu göstermez." (Bakara/264)
Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
"Allah Teâlâ şöyle buyurdu: Ben ortaklığa hiç ihtiyacı olmayanım. Kim bir amel işleyip de, Ben’den başkasını o amelde ortak yaparsa, onu kendi şirkiyle başbaşa bırakırım." (Müslim)
Bir insan düşünün, sabahtan akşama kadar bir duvar örüyor, yoruluyor bitâp düşüyor. Akşam dönerken de yapmış olduğu duvarı yıkıyor. Bunu her gün tekrarlayıp duruyor. Bir türlü ev yapamıyor. Bu ne kadar taaccüp edilecek bir iştir. Öyle değil mi?
Hep buna şaşarız, o kişiyi türlü türlü sözlerle itham ederiz. Ama bundan çok daha şaşılacak, taaccüp edilecek bir şey vardır ki, o da riyakârın halidir. Her gün ibadet eder, hayırlar yapar, koşup koşuşturur, hizmetler eder de sonradan eline hiçbir şey geçmez. Yorulmaktan ve üstelik günaha girmekten başka bir şey elde edemez.
Bu hususu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şu mübarek hadis-i şerifi net bir şekilde açıklamaktadır:
"Kıyamet günü Allah Teâlâ kulları arasında hükmetmek için nüzul edecektir. Her ümmet diz üstü çökecek. İlk çağırılan insan Kur’an’ı ezberleyen kişi olacak. Ondan sonra Allah yolunda öldürülen kişi, ondan sonra da malı çok olan kişi.
Allah, Kur’an okuyana diyecek ki:
- Ben sana Peygamberime indirdiğimi öğretmedim mi?
- Evet! Ey Rabbim.
- Peki sana öğrettiğimle ne yaptın?
- Gece-gündüz elimden bırakmadan, devamlı okudum, diyecek.
Allah Teâlâ ona:
- Yalan söyledin, diyecek. Melekler de, yalan söyledin diyecekler. Sonra Allah ona şöyle diyecek:
- Sen filan ne güzel okuyor desinler diye okudun. Nitekim öyle oldu. Öyle dediler. Sonra malı çok olan adam getirilecek ve ona da soracak:
- Sana ben bol bol mal vermedim mi? Seni kimseye muhtaç olmayacak duruma getirmedim mi?
- Evet! Ya Rabbi.
- Peki o malı ne yaptın?
- Akrabaya ikram ettim. Sadakalar ve zekatlar verdim, diyecek. Allah ona:
- Sen yalan söyledin, diyecek. Melekler de, yalan söyledin, diyecekler. Sonra Allah şöyle buyuracak:
- Sen verirken falan kimse amma da cömert desinler diye verdin. Nitekim de öyle denildi. Sonra Allah yolunda öldürülen getirilecek ve ona da soracak:
- Sen neden öldürüldün?
- Senin yolunda savaşırken öldürüldüm, diyecek. Allah ona:
- Sen yalan söyledin, diyecek. Melekler de, sen yalan söyledin, diyecekler. Sonra Allah ona:
- Sen falan adam amma da kahraman desinler diye savaştın ve öldürüldün. Nitekim öyle de denildi. Ondan sonra Rasûlullah salallahu aleyih ve sellem dizime vurup şöyle dedi: Ebu Hureyre! İşte o üç grup var ya, üzerlerine cehennem ateşi tutuşturulacak ilk insanlardır." (Müslim)
Abdulkadir Geylani kaddesallahu sırruhu şöyle buyurur:
- "Ey içi bozuk! Sen dünyanın kölesi oldun. İnsanlara da gösteriş yaparsın. İşlerini onlara göre tutarsın. Hak Teâlâ’nın sana nazarını unutuyorsun. Ahiret için işler yaptığını göstermek yolundasın. Bu halinle ne yaparsan, hepsi dünya için olmakta."
»
Yorum yok
» Yorumu Gönder
|