İslam dininin en önemli iman akidesi Allaha şirk koşmamaktır, Kuran öğretisine göre Allahın af etmediği tek günah budur, Kurandan mealen:
- Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını, (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur. 4/48
Şirkin kelime manası ortaklık demektir, Kurana dayalı İslam inancına göre, Allah ve Kainat tamamen bir birinden farklı olup, Kainattaki her şey Allahın yaratmasıyla yoktan var olmuş yaratıklar olup, direkt veya dolaylı şekilde her ne ad altında olurlarsa olsun Allahın İlahlığından pay almadıkları gibi, Allahın kendi zatına ayırmış olduğu hüküm koyma konusuna da katılımları herhangi bir şekilde söz konusu değillerdir, Kurandan mealen:
- Ve Allah, O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. Hamd önünde de sonunda da onun içindir. Ve hüküm O'na mahsustur ve ona döndürüleceksinizdir. 28/70
- De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O ne güzel görendir, ne güzel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. Ve O, kendi hükmüne kimseyi ortak etmez. 18/26
Görüldüğü gibi, hüküm koyma tamamen Allaha ait olduğu gibi, Allah hükmüne hiç kimseyi de ortak etmez, bundan dolayı din tamamen Allaha ait olup; Allahtan başka hiç kimse din koyamaz, bir kimsenin Müslüman olabilmesi için dini tamamen Allaha has kılması bir zorunluluktur, Kurandan mealen:
- Şüphe yok ki, biz sana kitabı hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kılarak Ona ibadet et. 39/2
- De ki: "Dini Allah'a halis kılarak O'na ibadet etmekle emr olundum." 39/11
- De ki: Ben dinimde ihlâs ile ancak Allah'a ibadet ederim. 39/14
Dini Allaha Has kılmanın Tek yolu; başka bir ifadeyle Sıratı Müstakim yani Doğru Yol Kuranı İslam dinini öğrenmede Tek Kaynak ve Tek Rehber kabul etmekle mümkündür. Bunun herhangi başka bir Alternatifi yoktur. İslam dinini öğrenme adına bandan başka bir yola sapılması halinde, kaçınılmaz olarak Yaratıklardan din koyucular kabul edilmiş olunacaktır, böylece Din Allaha has kılınmış olmayacaktır, İslam Dininde Din koyucu yalnız ve yalnız Allahtır, Allah dışında ki her şey yaratık olup, Yaratıklar Din koyucu olmadıkları gibi, kendileri de din değillerdir. Durum böyle olunca, peygamberler dahil olmak üzere, hiçbir yaratık Ne dindir nede Din koyucudur, bunu söylediğimizde İslam dini adına Kuran dışında din arayanların söyledikleri en baştaki sözlerden bir tanesi Peygamber bir potacımıydı sözüdür, aslında bu söylerlerken ne söylediklerinin şuurunda olan kimseler de değillerdir, zira postacı konumunda olan kimseler, hiçbir zaman mesajı gönderenle mesajı alanlar arasında taraf değillerdir, sadece mesajı iletmekle yükümlüdürler, hal bu ki peygamberler postacılardan farklı olarak hem mesajı iletmekle hem de bizzat kendileri mesaja muhatap olmakla yükümlüdürler, başka bir ifadeyle bizzat kendileri mesajın alıcıları oldukları gibi, mesajın içeriğine uymakla yükümlüdürler. Kendileri de mesaja uymaktan sorumlu olduklarından Mesaj metninden herhangi bir şey çıkaramaz veya ekleyemezler, aksi takdirde birincisinde sorumluluklarını azaltma yoluyla sorumluluktan kaçma durumunda kalacakları gibi, ikincisinde ise kendi kendilerine din koyma durumunda kalmış olurlar. Bunun açık ifadesi Allahın indirmiş olduğu Dini Vahye sadakatsizlik yoluyla Allaha isyan etmek demektir, halbuki Peygamberler Allaha isyan eden kişiler değillerdir. Onlar hem Allahın kendilerine ilettiği vahyi olduğu gibi bizzat kendi nefisleri üzerine geçerli kılmaya ve İletmekle görevli oldukları diğer kimselere ellerinden geldiğince iletmek için çaba göstermeye ve bizzat kendileri de uymaya gayret eden kimselerdirler. Kurandan mealen:
- (Kuran) Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. 69/43
- Eğer o, (Muhammed), bazı laflar uydurup bize iftira etseydi, 69/44
- Elbette onun sağ(elini veya kuvvet)ini alırdık. 69/45
- Sonra onun can damarını keserdik. 69/46
- Sizden hiç kimse buna engel olamazdı 69/47
Görüldüğü, Kuran salt olarak Allahın Vahyinden ibarettir, Peygamberin veya herhangi bir yaratığın hiçbir şekilde Ona müdahalesi söz konusu değildir, Allah hiçbir şekilde kendi kelimelerinin müdahaleye uğrayıp değiştirilmesine müsaade etmez, Kuran tamamen Allahın kelimelerinden müteşekkil bir kitaptır, bu müdahale yasağı bazı kimselerin zan ettiği gibi kelimeler üzerinde fiziksel müdahale yasağı manasında değildir, bir kimse herhangi bir Kuran nüshası üzerinde silgiyle kelime sile bilir, kelime çiziktire bilir hatta sayfa koparabilir, vurgulanan mana Allahın din olarak indirmiş olduğu Kitaba ekleme ve çıkarmalar yapmak suretiyle Allahın Din koyma takdirinin yönlendirilmesidir, bu mümkün değildir, Allahın din olarak indirdiğine Allah dışında hiç kimse herhangi bir yönlendirme veya değişiklik yapamaz, başka bir ifadeyle Allah din koymada bağımsızdır ve bu bağımsızlığa hiç kimseyi ortak etmediği gibi böyle bir müdahale gücünü de kimseye vermemiştir, Kurandan mealen:
- Ve Rabbinin kitabından sana vahyolunanı oku, onun kelimelerini değiştirecek yoktur ve ondan başka bir sığınak da bulamazsın. 18/27
- Andolsun ki senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Onlar, yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabrettiler, sonunda yardımımız onlara yetişti. Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek hiçbir kimse yoktur. Muhakkak ki peygamberlerin haberlerinden bazısı sana da geldi. 6/34
Allahın kelimeleri arasına kullar tarafından fiziksel olarak kelime eklenmesi ve çıkarılması halinde, tahrif edilmiş olan bu din olgusu Allah tarafından kabul gören bir din olmuş olmaz, Kurandan mealen:
- Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır. 3/85
- Allah nezdinde hak din İslâm'dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah'ın hesabı çok çabuktur. 3/19
İnsanlar için, İlk insan olan Adem ve Havva dan sonsuza kadar Allah tarafından geçerli olarak kabul gören din İslam dinidir, Allah bu dini kabul edenlere de Müslüman adını koymuştur, Kurandan mealen:
- Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin! Sizi O seçti, üzerinize dinde hiçbir zorluk da yükletmedi. Haydi babanız İbrahim'in milletine! Bundan önce ve bunda(Kur'an'da) size Müslüman adını o Allah verdi ki peygamber size şahit olsun, siz de bütün insanlara şahitler olasınız. Şu halde namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sıkı tutunun ki, sahibiniz O'dur. Artık O ne güzel bir sahip, ne güzel bir yardımcıdır. 22/78
Görüldüğü gibi bütün peygamberlere Allah tarafından vahye dilen dinin adı İslam ve Bu dini kabul edenlerin tamamının adı Müslümandır. Bu dinin sahibi ve koyucusu da Allahtır. Allahtan başka din koyucuları kabul edenler, o din koyucuları kendilerine ilah kabul etmiş Müslüman olmayan kimselerdirler. Din bazında bütün karışıklıklar ve bozukluklar bundan kaynaklanmaktadır, günümüzde buna meydan vermemek için Kuranı İslam dininin tek kaynağı ve tek rehberi kabul etmekten başka bir yol yoktur, buna razı olmayan birçok dini kesimler Allahın korumasıyla kendi sözlerini Kuranın içine karıştıramayınca veya Kuranda tahrifat yapamayınca sözlerini Kuranın içeriğine değil de etrafına ördüler, bu durumu kabul ettirmek içinde uydurdukları sözlerini Allaha ve peygambere mal ettiler, dediler ki bu sözleri peygamber Kuran vahyi dışında Allahtan aldı, bazılarımıza bildirdi bizlerde sizlere bildiriyoruz. Allaha ve Peygambere iftira ile uydurdukları sözler kul sözü olduklarından kaçınılmaz olarak hem kendi aralarında hem de Kuran ile çelişki (ihtilaf) ihtiva etmektedirler, Kurandan mealen:
- İslâm'a çağırıldığı halde Allah üzerine yalan uydurandan daha zalim kim vardır! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. 61/7
- Hâla Kur'an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı. 4/82
Görüldüğü gibi, Allah Dini Kitapların sahteliği veya hakikiliği konusunda, metnin çelişkili yani kendi içeriğinde veya kendi dışındaki bilimsel hakikatlerle tutarsız olup olmadığına ölçü olarak dikkat çekmekte ve Kendisine ait olan sözlerin asla çelişki ihtiva etmediğini bildirmektedir, çelişki saçmalıktır ve Allah asla saçmalamaz.
İnsanların çoğu dünyevi maddi menfaatlerinin söz konusu olduğu olaylarda çok hassas olup; kılı kırk yararlar, fakat iş din olunca aynı hassasiyeti göstermezler, onlar için din ciddiyeti olmayan bir kültürdür, bununda ana nedenlerinin en başında Ahiret inançlarının ya zayıf yada olmamasından kaynaklanmaktadır, Ahiret olayı, Allahın öncelikle mahkeme kurduğu bir ortamdır, ciddi manada ahiret inancı olup ta Allahın kendisini bu mahkemede yargılayacağına inanan hiç kimse ahiretle ilgili amellerini ve inancını boş veremeyeceği gibi üstünkörü çelişkili bilgilere dayandıramaz, çelişkiler insan zihnini rahatsız eden şeyler oldukları gibi insana hiçbir şekilde güvence vermezler, İslam dininde kafir tanımı, hakikatleri örten kimse demektir, bu hakikat örtücülüğünün en temel ana nedenlerinden biri İnsanların kendilerine göre inandıkları dünya menfaatlerini, ahiret menfaatlerinin önüne geçirmeleridir, bu kimseler dünyevi maddi veya mevkii menfaat elde etmek için hak hukuk gözetmeye yanaşmazlar, bundan dolayı Kendilerini hak hukuk ölçüsüne davet eden Kuranı kabul etmeye asla razı olmazlar ve Kurandan hoşlanmazlar, Kurandan mealen:
- Onlara bizim açık ayetlerimiz okunduğu zaman, bize kavuşacaklarını ummayanlar dedi ki: Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir. De ki: Onu kendi tarafımdan değiştirmek benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahy olunana tâbi olurum, başkasına değil. Şüphe yok ki, ben Rabbime isyan edersem büyük bir günün azâbından korkarım. 10/15
İşte böyle ve dikkat edilirse Peygamberin kendisi dahi , Allah tarafından kendisine din olarak vahye dilene tabi olan bir kuldan başkası değildir. Daha öncede belirttiğim gibi Din koymak bir ilahlık olayıdır, kim kimin koyduğu dini kabul ederse o kimseyi kendisine ilah kabul etmiş olmaktadır, Allahın bütün peygamberlere hem kendilerinin inanmaları ve ona uymaları, hem de diğer kullara tebliğ yapmaları ve bu kulların da ona uymaları için indirmiş olduğu din İslam dini olup, bu dini kabul eden kimseler Allahı kendilerine İlah olarak kabul etmiş kimselerdirler. Allah bu kimseleri İndirdiği dine tabi olanlar yani kendisine teslim olanlar manasında Müslümanlar olarak isimlendirmiştir. Peygamber Kurana razı olmayanların tekliflerine uymayınca, teklifi yapanlar, kendi elleri ve dilleriyle, Allaha ve Peygambere mal ettikleri birçok iftiralar ürettiler, ve dediler ki bu sözler peygamberin sünneti ve hadisleridirler, uydurdukları sözlerdeki çelişkiler ve Kuran ile olan tutarsızlıkları ortaya çıkınca da bu sözlerinin Kuran ayetlerini nesh yani iptal edebilme gücünde olduğunu iddia etmekten de çekinmediler. Ürettikleri doğmaları tartışılmaz hakikatler olarak Kurana ölçü yaptılar, örneğin hadi gösterin bize dediler, Kuranın hangi ayetlerinde veya ayetinde farz namazların kaç rekat olduğu belirtilmiştir, böylece Kuranın noksan olduğu ve bu noksanlığın ancak peygamber hadisi olarak uydurdukları sözlerle tamamlana bileceğini iddia ettiler, o zaman onlara şunu sormak lazım, Kuranın tam ve noksansız olduğunu bildiren ayetlerin durumu nedir, veya sizin ileri sürdüğünüz şekilde örneğin Fecir namazını iki rekat veya akşam namazını üç rekat değil de, farz olarak bundan fazla olmak üzere yedi, sekiz veya on rekat kılanların durumu nedir, farz namazı iki rekat kılanlar cennete sekiz, on rekat kılanlar cehenneme mi gidecek, uydurduğunuz din size bunumu emretmektedir. Mezhep şeklinde öbek öbek çeşitli dini topluluklar olduklarından, yalnız Kuran ile değil, kendi aralarında da şiddetli inanç tartışması içindedirler, kendilerine Müslüman deseler dahi aralarındaki ayrılıklardan dolayı hem mezhepleri içeriğinde hem de diğer mezheplerle ayrılığa düşüp, dinlerini parça parça etmek suretiyle çeşitli guruplara ayrılmışlardır, bu durum kendilerini rahatsız etmediği gibi, yaptıklarıyla övünüp böbürlenmektedirler, Kurandan mealen:
- Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir. 6/159
- Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler. 23/53
Kuran İslamına inanan bizleri hadis ve sünnet inkarcıları olarak tanımlamaktadırlar, halbuki bizler Kuranın İslam dininin öğrenilmesinde yeterli tek kaynak olduğuna inanan kimseleriz, Kuran dışında Kurana uyan her sözün, adı adı ne olursa olsun bizim başımızın üzerinde yeri vardır, ne var ki biz bu sözleri İslam dininin öğrenilmesinde ihtiyaç ve şart kaynaklar olarak görmeyiz, bizim için İslam dininin öğrenilmesinde yeterli ve şart kaynak yalnız ve yalnız Kurandır, bunun böylece kabulü İslam dininde İnanç birliğinin sağlanması için olmazsa olmaz şarttır. Hadis adı altındaki sözleri din olarak benimseyenlere şunu sormak lazım, kendi mezhebiniz dışındaki hadis külliyatlarını ret etmekle en temel hadis inkarcıları konumunda olanlar sizler değil misiniz, yoksa sizler, aslında hadislere değil de hadis veya sünnet dini adı altında bizzat kendi ellerinizle ve dilinizle Kurduğunuz Kuran dışı dine davet eden kimseler olmayasınız.
Hadi hep beraber bakalım, İslam Dini adı altında ortaya çıkan aşağıdaki oluşumlar ve neticeleri kime aittir, bu oluşumlar sizlere tanıdık geliyor mu, Şöyle ki:
1- Seçilmiş Devlet Başkanı yerine babadan oğula devreden Kraliyet.
2- Kuran yerine, rivayetler, keyfi şahıs sözleri, felsefi görüşler ve tağuti uygulamalar.
3- İslâm birliği yerine, mezhepler ve fırkalar.
4- Mescit yerine, tekke ve zaviyeler.
5- Açık Kuran öğretisi yerine, batini öğreti.
6- İslâm ümmetçiliği yerine ırkçılık.
7- Takva ile üstünlük yerine, soy sop üstünlüğü.
8- Namaz yerine, sema, raks ve çalgı aletleri.
9- Kabe yerine, türbelerin tavaf edilmesi.
10- Allah'a iman ve Allahın birliği yerine, Kutup, Gavs, kırklar, Yediler, Evtad v.s. Telakki edilen kimseler.
11- Zekat ve Sadakalar yerine, Sofistlere vakıf tahsisi ve mali destek.
12- Helal ticari kazanç yerine, faizcilik ve karaborsacılık.
13- Aktif, adaletli ve çalışkan toplum yerine, hak gözetmeyen pasif ve tembel toplum.
14- Yaratılış ve yaratıklar üzerine açık ve müspet düşünen toplum yerine, düşünceden kaçan, akletmeyen, boş hayaller kuran fertler toplumu.
15- Meşru müdafaa üzerine kurulu, af ve barışa teşvik eden İslam cihadı yerine, haksız saldırılar ve çapulculuk.
16- Allahın korumasını isteme yerine nazarlıklar, muskalar, kullar v.s. den medet ve koruma ummak.
17- Allaha istiane yerine, kullara istiane.
18- Peygamber yerine, Rivayet imamları, Mehdi iddiaları, şu kadar surede şu şahıs geldi veya İsa Peygamber gelecek v.s. gibisinden, insanların kurtuluş için Kuran'a umut besleme morallerini kırma amaçlı iddialar.
19- Allahın tevhidi; birliği yerine, kulların ilahlık iddiaları.
20- Aklı önemseme ve kullanma yerine, aklı küçümseme ve ret etme.
21- Gayba iman yerine, gayb konusunda keyfi iddialar ve falcılık.
22- Açık ve adil İlahi adalet yerine, zorbaların ve diktatör yöneticilerin tağuti ve keyfi kararları.
Gelin hepimiz dini Allaha has kılalım, Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım, Allahı bırakıp, kimimiz, kimimizi ilah edinmek suretiyle Allaha şirk koşmasın, hep birlikte Dinde tek kaynak olarak Kurana iman edip, inancımızda ve amellerimizde Kuranı tek rehber edinen gerçek Müslümanlar olalım.
Peygamberin tebliğle görevlendirildiği tek kitap Kurandır, Kuran dışında yer alan bilgiler değildir, durum bu olunca da İslam dininde hiç kimsenin Kuran dışı bilgilerden oluşmuş dini bir sorumluluğu yoktur, Kuran derli toplu apaçık ve çelişkisiz bir kitaptır, kimlere ve hangi mezhebe ait olursa olsun Kuran dışında iddia edilen dini bilgiler, dağınık, muammalı ve çelişkili bilgilerdirler. Kuranı peygambere vahy eden tek ilah Allahtır ve Allahın Kuran dışında, Kuran vahyini iptal edecek veya Kuran vahyine rakip olacak, Kuran karşıtı çelişkili vahiy indirmesi söz konusu olamaz, hal böyle olunca, size sormak lazım Kuran karşıtı olarak elinizde bulunan çelişkili ve muammalı dini bilgilerin İlahı kimdir, siz böyle bir ilaha şahitlik etseniz dahi, peygamberin böyle bir duruma şahitlik etmediği gibi bizlerde şahitlik etmeyiz. Kurandan mealen:
- De ki: Hangi şey, şahadetçe daha büyüktür. De ki: Allah Teâlâ benimle sizin aranızda hakkıyla şahittir ve bana bu Kur'an vahyolundu ki sizleri ve erişeceği kimseleri onunla uyarayım. Ya siz Allah Teâlâ ile berâber başka ilâhlarda olduğuna şâhitlik mi edersiniz?. De ki: Ben şâhitlik etmem. De ki: O ancak bir tek İlahtır . Ve muhakkak ben sizin ortak koştuklarınızdan tamamen uzağım. 6/19
Gelin hep birlikte Dini Allaha Has kılalım, Kuranda öğretilen Kuran İslamında inanç birliği sağlayalım, asırlardır süregelen ve İslam dini adına oluşturulmuş inanç batağından kurtulalım, İslam dini dendiğinde bizlerde herkeste aynı şeyi anlasın, İslam diniyle ismen dahi olsa ilgisi olmayan kimselerin, İslam dendiğinde hangi İslam sorusuna muhatap olmayalım, İnanç olarak hepimiz tek renk olalım, Kurandan mealen:
- Allah'ın boyası (ile boyan). Allah'ın boyasından daha güzel boyası olan kimdir? Biz ancak O'na kulluk ederiz. 2/138
- Hep birlikte Allah'ın ipine (İslam'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişileridiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız. 3/103
- Kim izzet ve şeref istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi Allah'ındır. O'na ancak güzel sözler yükselir (ulaşır). Onları da Allah'a amel-i salih ulaştırır. Kötülüklerle tuzak kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzağı bozulur. 35/10
İnsanların ellerinden geldiğince siyasi ve dini büyük topluluklar oluşturdukları bir zamanda, Müslüman olduğunuzu söyleyen, Kurana rağmen, Kuran dışı ve Kuran karşıtı sözlere bağlılık göstermek suretiyle Mezhep adı altında, aslında geçmiştekilerin çelişkili ve tutarsız sözlerinden din oluşturmak suretiyle, küçük ve bölük pörçük guruplara ayrılmış olan sizler, gelin hep beraber Kuranı İslam dinini öğrenmede kendimize ve tebliğ yaptığımız diğer insanlara Tek Kaynak ve Tek Rehber edinelim, böylece hep beraber, Dini Allaha Has kılmak suretiyle, Allahın razı olduğu şekilde İnanalım, bu birliğimiz İnsanlık için tehditte olmamalıdır, İslam barış dinidir, İnsanlık için gerçek barışın sağlanmasında kendimiz örnek olalım, bunun içinde Müminler olarak öncelikle kendimizin birlik olup barış dinine girmemize ihtiyaç vardır, Kurandan mealen:
- Ey imân edenler!. Hepiniz toptan barışa giriniz. Ve şeytanın adımlarına uymayınız. Şüphe yok ki o sizin için apaçık bir düşmandır. 2/208
- İmdi size bunca deliller geldikten sonra yine kayarsanız, artık biliniz ki. Allah Teâlâ şüphesiz azizdir, hakimdir. 2/209
Unutmayın Müslüman olmasalar dahi barış isteyen herkesle barış yapmak İslam dininde Allahın emridir, Kurandan mealen:
- Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et, çünkü O işitendir, bilendir. 8/61
Fereç HÜDÜR



Toplam Forum Konusu : 236
Toplam Forum Mesajı : 682 
