|
Karikatür krizi bizlere iki türlü tahlil imkânı sunacak. Birincisi İslâm’ı Batı insanının gözünde ‘terör’le eşdeğer göstermek isteyen tezgâhın nasıl neticeleneceği… İkincisi ise, Müslümanların bu hadisedeki tepkilerinin ne türde olacağı ve hangi seviyede kalacağı
İkincisi daha mühim elbette. Çünkü bize, Müslümanlara bakıyor. Her hadise gibi bu hadise de inanan insanlar için bir ‘elek’ mahiyetinde. 11 Eylül olayları, Irak’ın işgali gibi meseleler nasıl ki tüm Müslümanların rengini ve safını belirliyor; aynen öyle de bu meş’um ve menfur karikatür meselesine karşı tavırlarımızın omzumuzdaki ağırlıkları düşürme tesiri yanında yüzlerdeki maskeleri de açık etme hususiyeti var. Buraya dikkat! Daha açık konuşalım: Bir kısım ehl-i din Resûlullah’a çirkin hakaretleri yapanları lanetleyecekken yine eski alışkanlıklarını hatırlayıp, oryantalist reflekslerle Müslümanları ‘adam etme’ yarışına giriştiler. Neymiş efendim Müslümanlar düzgün tepki veremiyorlarmış, hâşâ, orda burada böğürüyorlarmış, yakıp yıkıyorlarmış… Mukaddesatına hakaret edildiğinde kimin ne tepki vereceğini belirlemek size mi kaldı Allah aşkına! Herkesin, her milletin bir tepki tarzı var. Kimi konuşur, kimi taş atar, kimi kurşun atar, kimi de yakıp yıkar. Nasıl oluyorsa kâfirce hakaretlerle ‘ağır tahrik’ yapanlar pek medeni oluyor da Peygamberini canından aziz bilen ve hakaretlere karşı nasıl biliyorsa öyle tepki veren Müslümanlar ‘çapulcu’ oluyorlar! Bu noktada bir hakikati tespit edelim: İslâm dünyasının neresinde olursa olsun, Allah için, Resûlullah için hasbî ve samimi bir şekilde kim ne yaparsa yapsın tebrike, takdire şayandır. Bir de “Beklenmeyen tepki verelim, sâkin olalım!” diyen akıldâneler var. ‘Beklenmeyen tepki’ nedir ki? Peygamber Efendimiz’e hakaretlere kayıtsız kalmak mı? Uysal koyun olmak mı beklenen tepki? Kuzu kuzu hakaretleri sineye çekmek mi? Bugün Resûl-i Ekrem’in karikatürlerini çizenlere sessiz kalınırsa yarın neler yaparlar, hiç hayal edebiliyor mu acaba bu cin fikirliler? Ya rûz-i mahşerde mukaddesatına hakarete sessiz kalanlar hesaba çekilmeyecekler mi acaba? Bu oryantalist refleksleri artık rafa kaldırmalıyız ve ademe mahkûm etmeliyiz. Kur’ân ve sünnet bize neyi emrediyorsa, bu tür hakaretler karşısında asr-ı saadette nasıl davranılmışsa biz de öyle davranmalıyız. Kevser, Leheb, Hümeze Sûrelerinin ve pek çok âyet-i kerimenin Resûlullah ve Müslümanlarla alay edenler hakkında nâzil olduğunu da iyi tahlil etmeliyiz. Tâif’te Efendimiz’i taşlayanların üzerine felâketin gelmesine “Onlar bilmiyorlar!” diye râzı olmayan Habîbullah’ın tavrını da iyi değerlendirmeliyiz. ***
Karikatür İtalyanca ‘caricare’ kelimesinden İngilizceye geçmiştir; iki unsuru vardır: 1. Şarj (charge), 2. Mübalağa (exaggerate). Batı medeniyeti karikatür medeniyetidir; diğer bir ifadeyle ifrat ve tefritler medeniyetidir. İfrat ve tefrit fıtrata, yaratılışa meydan okumaktır. Bunun için Batı bugün, fısk ve inkâr bataklığında debelenmekte ve karikatürize olmuş Batı bataklığı meftunlarını da karikatürize etmektedir. Yine bunun için etrafta karikatürize olmuş, karikatürize olduğu için de ifrat ve tefrite sapmış ve ‘istikamet’ çatısının sütunları olan ‘hikmet’, ‘şecaat’ ve ‘iffet’ten nasipsiz yığınla ehl-i dîni görmek mümkündür. Karikatürün ahlakı olmaz. Çünkü karikatür hakikatsizdir. Şarj ve mübalağa yani ifrat ve tefrit insicamsız tiplerle hiciv yapma imkânı verir sizlere. Fıtrî sûretleri değiştirerek çizmek insana garip bir şekilde komik gelir. Burnu uzamış, ağzı yamulmuş, kulakları sarkmış, gözleri patlamış, hayvan sûretine bürünmüş insan tiplerini gören insanlar şarj olurlar, mübalağa insana şok tesiri yapar. Çünkü karikatür fıtrî olmayandır. Fıtrî olmayan her şey gibi karikatür de insanı ya güldürür ya da kızdırır… Karikatür medeniyeti bugün en ciddi ‘ifrat’ını yapmış ve cami duvarını kirletmiştir. Bu, ecelinin geldiğinin alâmetidir. İstikbâlin İslâm’ın olacağına işarettir. Söyleyecek sözü olmayan hakaret eder. Karikatür medeniyetinin hakaretin en şeytânisini sergilemesi takatinin bittiğini göstermektedir. Can havliyle azgınlaşması bizi hiç endişelendirmesin! Karikatürize olmayalım! Anamızdan, babamızdan, canımızdan çok sevdiğimiz Resûlullah’ın sünnetini ihyâ etmek için yarışalım artık! Gün bugün, dem bu demdir… e-mektub:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|