Ana Sayfa arrow Dini Bilgiler (Fıkıh) arrow D arrow Dâvetçinin Dikkat Etmesi Gereken Hususlar
Dâvetçinin Dikkat Etmesi Gereken Hususlar

Dâvetçi olan kişi, gerekli olan ilim ile kuşanmalıdır: Önce tevhide dâvet, sonra amel etmeye... Önce iman, sonra amel! Önce her türlü şirk ve küfrü reddetmek, sonra namaz kılmak ve zekât vermek! Bir kişinin hidâyetine vesile olmak, önce katıksız bir şekilde iman etmesini sağlamak, sonra sâlih amele yönelen ibâdet ehli bir kul olmayı gerçekleştirmek demektir... İçine şirk karışmış, küfür bulaşmış bir iman ile yapılan amellerin makbul olmadığı, ne kadar çok olursa olsun hepsinin zâyi olduğunu Rabbimiz Allah beyan buyurmaktadır: [80]

“Andolsun, sana ve senden öncekilere vahiy olundu (ki): ‘Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın.” [81] Küfürden, şirkten sakınmak suretiyle sâlih amel korunmuş olur. Aksi halde yapılan ibâdetler, iyilikler, hayır ve hasenâtlar boşa gider. Bunun için dâvetçinin Tevhid ve şirk konusunu çok iyi bilmesi gerekir. Aynı şekilde diğer İslâmî konuları da iyi bir şekilde öğrenmesi ve öğrendiğini yerine getirmesi lâzımdır. İnsanları hakka çağırıp bâtıldan sakındırmaya gayret eden kişinin önce kendisi bunu yerine getirmesi ve buna gayret etmesi gerekir. Çünkü Rabbimiz şöyle buyurur:

“Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınızı söylemeniz, Allah yanında şiddetli bir buğza sebep olur.” [82]

 “Dâvetçi, ihlâslı, samimi, Allah rızâsı için İslâm’ı tebliğ etmeli, tebliğ ettiği hususları önce kendisi kabullenmeli, özümsemeli ve yerine getirmelidir. Aksi halde Allah’ın rızâsına değil, buğzuna sebep olur. O zaman tebliğ Allah rızâsı için değil, nefsi için olmuş olur. Kişi kendisi için ne kadar bilgili, kültürlü desinler ve övsünler, beğensinler, methetsinler diye tebliğ yaparsa bunun faydasını değil, zararını görür.

Allah’ın emirleri, Allah rızası için yerine getirilmelidir. İnsanların rızası, övmesi için yapılan ameller sâlih amel değildir. Sâlih amel, ancak ve ancak Allah’ın rızâsı ve emri olduğu için yapılan ameldir

“Artık kim azgınlık etmişse ve (âhiret karşılığında) dünya hayatını tercih etmişse işte muhakkak ki o alevli ateş, onun varacağı tek yerdir.”

“Ama kim de Rabbinin makamından korkar ve nefsini hevâ (ve hevesten kötü işler)den alıkoyduysa işte muhakkak cennet onun varacağı yerin ta kendisidir.” [83]

Kim kendini hevâ ve hevesten, İslâm’a aykırı olan işlerden alıkoyarsa, uzak durursa onun varacağı yerin cennet olduğunu Allah Teâlâ beyan ediyor.

İslâm dâvetçisi, bana hoca desinler, bana yazar desinler, beni övsünler, medhetsinler diye değil, insanların hidâyetine vesile olmak, onlara faydalı olmak için, Allah rızâsı için tebliğ etmeli ki, tebliğ etmenin sevabına nâil olmuş olsun. Yoksa, insanlara İslâm’ı tebliğ eden ve söyledikleriyle amel etmeyen kişiler hakkında Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyuruyor:

“Kıyâmet gününde bir kişi getirilir, cehennemin içine atılır da, cehennemde onun bağırsakları derhal karnından dışarı çıkar. Sonra o kişi, (bağırsakları etrafında) değirmen eşiğinin değirmende döndüğü gibi döner. Bunun üzerine cehennem ahalisi, o kişinin başına toplanırlar da: ‘Ey falan, senin halin nedir? Sen bize (dünyada) iyilikle emreden ve bizleri kötülükten nehy eden değil miydin?’ derler. O da: ‘(Evet) Ben, size iyilikle emrederdim, fakat onu kendim yapmazdım. Yine ben sizleri kötülükten nehy ederdim de onu, kendim işlerdim (bundan dolayı cehennemdeyim)’ diye cevap verir.”  [84]

İnsanlara iyiliği emreden ve kötülükten nehy eden dâvetçiler, ancak söylediklerini önce kendileri yerine getirmek suretiyle, hadis-i şerifte belirtilen acı duruma düşmekten korunmuş olur.

2. Katı değil, yumuşak olmalı: Yumuşak ve güler yüzle hitap etmek karşımızdaki kişinin etkilenmesine sebep olur. Kur’ân-ı Kerim’de Rabbimiz Allah Mûsâ ve Harun (a.s.)’a azgın Firavun’a karşı yumuşaklık ve iyilikle hitap etmelerini beyan ediyor:

“Firavun’a gidin, çünkü o azdı. Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır veya korkar.” [85]

Yumuşaklık ve katılıktan kaçınma hususunda Allah Teâlâ yine şöyle buyuruyor:

”Ey Muhammed! Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır; Onlarla en güzel şekilde mücadele et; doğrusu Rabbin kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O doğru yolda olanları da en iyi bilir.” [86]

“Allah’ın rahmeti sebebiyledir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, çevrenden dağılır, giderlerdi.” [87]

Âyetlerden de görülüyor ki dâvetçi katı değil, yumuşak, tatlı dilli, güler yüzlü olmalı. İnsanların anlayacağı şekilde, seviyesine göre anlatmalı, İslâm anlayışı fikir ve düşüncesinin ne olduğunu, tevhid, şirk, iman, amel, ahlâk ve helâl, haram konusundaki eksikliklerini anlayarak o eksikliklerini giderme yoluna gitmeli. Önemli olan konuşmak, hitap etmek değil; Önemli olan, kişinin iyi bir mü’min olması için ne gerekiyorsa onu yapmak. Bazı kişiler şöyle derler. “Ben anlattım, ister kabul eder, ister etmez. Ben görevimi yaptım” diyerek işin peşini bırakırlar. Maksat sadece anlatmak değil, onu ikna etmek için gerekeni yapmaktır. Gerekeni tam mânâsıyla yaptıktan sonra hâlâ netice alınmıyorsa o zaman Rabbimizin şu beyanını düşünmeliyiz.

“Ey iman edenler, siz kendinize bakın, siz doğru yolda iseniz sapan kimse size zarar vermez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O size ne yaptığınızı haber verecektir.” [88]

Hakka dâvet olunan kişiler, eğer hakkı kabul etmezse kendi zararınadır. “Dinde zorlama yoktur.” [89] “De ki: ‘Bu gerçek Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkâr etsin.”[90] “Artık kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa (onun mükâfatını) görür ve kim zerre ağırlığınca şer yapmışsa (onun zararını) görür.” [91]

Durum böyle olunca hak yoldan sapanlar kendine zarar vermiş olur. Aynı şekilde insanlara zarar verenler de yine aslında kendilerine zarar vermiş olurlar. Çünkü yapılan haksızlıkların, ahlâksızlıkların, zulümlerin, kötülüklerin cezasını kendileri görecektir.

Haktan uzaklaşan insanlar birbirlerine haksızlık, kötülük, zulüm yapmaktadırlar.

İnsanların haktan uzaklaşmasına ve bâtıl bir yaşam sürmesine neden olanlar, hem kendilerine, hem de sebep oldukları kişilere büyük zarar vermiş oluyorlar.

3. Dâvetçi, Allah’tan Başka Hiç Bir Şeyden Korkmamalı: Çünkü Ebu Said (r.a.)’ın rivâyeti ile şöyle buyurur Önderimiz Rasûllullah (s.a.s.):

“Herhangi biriniz kendi nefsini küçümsemesin” Sahabeler:

‘Birimizin kendi nefsini küçümsemesi nasıl olur?’ diye sordular. Rasûlullah  (s.a.s.):

“Biriniz öyle şey görür ki, onunla ilgili söz söylemesi Allah’ın onun üzerinde bir haktır. Fakat o konuda bir şey söylemez (yani insanlardan korkarak susmakla nefsini küçümsemiş olur). Sonra kıyâmet günü Allah Teâlâ ona ‘şöyle ve böyle olan şey hakkında söz söylemekten onu men eden ne idi?’ diye soracaktır. O da: ‘İnsanların korkusu!’ diye cevap verecektir. Ve Allah: ‘Sen (insanlardan değil) öncelikle Benden korkmalıydın’ buyuracaktır.” [92] Ve Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır.

“Şüphesiz şu şeytan kendi dostlarını korkutur. Eğer mü’minler iseniz, onlardan korkmayın, Benden korkun.” [93]

Allah yolunda giden mü’minler, Allah’tan başka hiç bir şeyden korkmamalı ve “emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker’i” tam mânâsıyla yapmalıdır. Bunu da tam anlamıyla yapabilmesi için kişinin Allah’tan başka kimseden korkmaması lâzımdır. “Öyleyse insanlardan korkmayın, Benden korkun” [94] buyuruyor.

Rabbimiz Allah. İnsanlardan korkmayarak Allah’ın emrettiği hak yoldan gitmeli. Bazı yapılması gereken veya mâni olunması gereken şeyleri tedbir diye terk edenler, tedbirle korkuyu birbirine karıştırıyorlar. Korkaklıktan dolayı yapması gerekeni terk etmek çok yanlıştır. Tabiî ki, bir şey yapılacağı zaman tedbir alınmalı, fakat iyi şeylerin yapılmasında, kötü şeylere mâni olmada gereğinin yapılması da lâzım. Çünkü Ebû Said el-Hudri (r.a.)’ın rivâyetiyle Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyuruyor:

“Sizden, herhangi biriniz, bir kötülük görürse onu hemen eliyle değiştirsin. Eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle değiştirsin, ona da gücü yetmiyorsa kalbiyle değiştirsin (buğuz etsin, kin duysun). İmanın en zayıfı da budur.” [95]  Demek ki, kötülüğün karşısındaki tavrımız, gücümüzün yettiği ölçüde karşı çıkmak olmalıdır. “Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır” [96] denilmiş. Böylece haksızlığın, karşısında sessiz kalınmaması gerektiği anlaşılmaktadır.

Dâvetçi İslâm’ı doğru olarak anlatmalı ve gerçekleri söylemeli, gizlememelidir. “Şüphesiz indirdiğimiz delilleri (emirleri) ve doğru yolu gösteren (âyetleri) insanlara Kitapta açıkça bildirdikten sonra (hakikati) gizleyenler var ya; işte onlara hem Allah hem de bütün lânet ediciler lânet eder.”’ [97]  buyurulmaktadır.

4. Sabırlı olmak: Mü’min için iyi şeyleri yapmada ve kötü işlerden sakınmada en gerekli olan şey sabırdır. Allah (c.c) şöyle buyuruyor.

“Ancak sabredip yararlı işler yapanlar, işte bunlara bağışlanma ve büyük mükâfat vardır.”  [98]

“(Lokman, oğluna dedi ki:) Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere karşı sabret. Doğrusu bunlar azmedilmeye değer işlerdir.” [99]

“Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.” [100] İnsanlara İslâm’ı anlatıp onların da, hemen anlayıp gereğini yapmasını arzu etmeli, fakat anlatılan doğruların yerine getirilmediğini anladığımızda onu terk etmemeli, sabrederek anlayacağı şekilde anlatarak, duâ ederek İslâm’ın emirlerini yerine getirmesine yardımcı olmaya çalışmalı, hemen bıkıp terk etmemeli, netice almaya gayret gösterilmelidir.

5. Kendisini Beğenip Gururlanmamalı: Dâvetçinin insanlara İslâm’ı anlatırken “ben ne iyi anlatıyorum” diye düşünüp gururlanmaması gerekir. Dâvetçinin, gazete ve dergilerde köşe yazılarından veya yazmış olduğu kitaplardan dolayı veya herhangi bir özelliğinden dolayı gururlanmaması, bu özellikte olmayanlara karşı kendini üstün görerek insanları küçümsememesi gerekir. “Bütün iyilikler (özellikler) Allah’tandır.”[101] Karşısındaki kişilerin makamına, mevkiine, tahsiline ve zenginliğine göre onlara yakın olup, bu özelliklere sahip olmayanlardan uzak durmak, nefsanî ve şeytanî bir tavırdır. Mümin kişi, böyle bir tavır içerisinde olmamalı; hele hocaysa, dâvetçiyse daha çok kendisine dikkat etmelidir. Çünkü Rabbimiz Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah kendini beğenip övünen (gururlanan) hiç kimseyi sevmez.”  [102]

Dâvetçinin amacı, Allah rızâsı için insanlar arasında ayrım yapmadan, gurur ve kibirden uzak bir şekilde onları hakka çağırıp bâtıldan sakındırmak olmalı ve kendisi de bunu yerine getirmelidir. Arkasından şu lâfı dedirttirmeye fırsat vermemeli: “Hocanın dediğini yap, gittiği yoldan gitme!”, “bu hocalar, İslâm’ın emirlerini yapın derler fakat kendileri yapmazlar,” deme noktasına getirmemek gerekir. Tabiî ki, bu söz İslâm’ı tam mânâsıyla benimsemiş kişilerin, İslâm dâvetçilerinin insanlar üzerindeki etkisini kırmak için hakka yönelenlerin sayılarının artmasından rahatsız olanların ürettiği bir sözdür. Bunun gibi üretilen “irtica, mürteci, gerici, yobaz” gibi sözler de bu türdendir. Fakat bizim için önemli olan; bu sözleri haklı çıkartacak tavır ve davranışlardan sakınmak. Söylediklerimizi uygulayarak insanlara iyi bir örnek olmaktır.

Yapılan İslâmî tebliğ hiçbir maddî çıkar ve beklenti için değil, sadece ve sadece Allah rızâsı için olmalıdır.

İslâm’ı tebliğ ederken bid’atlerden, hurâfelerden, isrâiliyat olan bilgilerden ve İslâm’a aykırı,  yanlış anlaşılmaya sebep olacak hikâyelerden sakınmak gerekir.

Anlatacağımız İslâm anlayışı Kur’an ve Sünneti (sahih hadisleri) esas almalı; İnsanların seviyesine göre anlatmalıyız. Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır:

“İnsanları mevkisine (seviyesine) göre muâmele edin.” [103] İnsanların anlayacağı şekilde, seviyelerine göre anlatmalı, kolaylaştırmalı, zorlaştırmamalı. Yine Rasûlullah (s.a.s.): “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.” [104] buyuruyor.

İslâm’ın dışına çıkmadan ve taviz vermeden kolaylaştırmalı, zorlaştırmamalı ve insanlara iyiliği emrederken kendisini unutmamalı, şu âyeti hatırlamalı: “Siz insanlara iyiliği emrediyorken, kendinizi mi unutuyorsunuz? Oysa siz Kitabı okumaktasınız. Yine de akıllanmayacak mısınız?” [105] buyruluyor. Aklımızı kullanıp, gereğini yaparak Allah’a iyi kul olmaya çalışmalıyız.

Bazı müslüman kardeşlerimiz: “İslâm’ı eksiksiz, tam mânâsıyla yaşayamadığımız için, insanlara İslâm’ı anlatmamalıyız” diyorlar ve tebliğ görevini terk ediyorlar. Bu çok yanlıştır. Tabiî ki, İslâm’ın emirlerini yerine getirmeye gayret etmelidir. Fakat İslâm’ı tebliğ etmeyi de asla terk etmemek gerekir.  

6. Emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münkeri terk etmemeli: Beşir oğlu Numan (r.a.)’dan Rasûlullah  (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

“Allah’ın emir ve yasaklarına uyan kimseler bir gemide kura çekerek yerleşen şu topluluğa benzer. (Çekilen kura sonucu) Onların bir bölümü geminin üst, diğer bölümü alt katına yerleşti, alt katta olanlar, su ihtiyaçlarını gidermek için üst katta bulunanların yanından geçiyorlardı. Daha sonra dediler ki; biz bulunduğumuz yerde bir delik açsak da yukarıdakileri rahatsız etmesek; Eğer üst kattakiler bunları delik açmada serbest bırakırlarsa, hepsi de helâk olurlar. Eğer engel olurlarsa hem kendileri, hem de onlar kurtulurlar.” [106]

Huzeyfe (r.a.) Rasûlullah (s.a.s.)’in şöyle dediğini rivâyet etti:

“Kudret iradesiyle yaşadığım Allah’a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder, kötülükten (insanları) uzaklaştırırsınız veya Allah Teâlâ size yakın bir zamanda felâket gönderir, sonra da yapacağınız duâları da kabul etmez.” [107]

İbn Abbas (r.a.) Rasûlullah (s.a.s.)’in şöyle dediğini rivâyet etti:

“Küçüklerine sevgi, büyüklerine saygı göstermeyen, iyiliği emretmeyen ve kötülükten sakındırmayan bizden değildir.” [108]

Ebu Hüreyre (r.a.) der ki; Rasûlullah (s.a.s.)’den şunu işittik:

“Kıyâmet gününde bir adam tanımadığı birine asılır. ‘Benden ne istiyorsun, aramızda bir şey mi var?’ der. O da  ‘ben hatalı ve kötü yolda yürürdüm de sen sakındırmazdın’ diye cevap verir.” [109] Hadislerden de görüldüğü gibi insanlara iyiliği emretmeyi kötülükten nehy etmeyi terk edenlerin bu görevi yerine getirmeyenlerin âkibetinin kötü olacağı beyan ediliyor. Dolayısıyla insanların iyi şeyleri yapmasına, kötü işleri terk etmesine katkıda bulunmalı. İslâm’ın emirlerinin yerine getirilmesi ve yasaklarından sakınılması için gereken nasihati yapmalı ve söylediklerimizi yaparak da onlara iyi örnek olmalıyız.

Gerek ailemize, komşularımıza, akrabalarımıza, tanıdıklarımıza ve gerek herkese İslâm’ın kurallarına uyarak iyi örnek olmalıyız. Yaptığımız işler doğru, dürüst, adâletli olmalı ve kimse yaptığımız işlerden dolayı bizden şikâyetçi olmamalı ve buna çok dikkat etmeliyiz ki, insanlara iyi örnek olalım ve söylediğimiz sözler tesirli olsun, aksi halde tesirli olmaz, faydası olmaz.

“Cihadın en efdali, zâlim sultanın veya zâlim emîrin yanında söylenecek hak sözdür.” [110]

“Haklı isen korkma, Hak seni korur.” [111]

“Kim ki hak yoldan sapmıştır. Hak yolundan sapan insan, yenilmeye mahkûmdur.” [112]

“Hâlık’ın nâ mütenâhi adı var, en başı: Hak, En büyük şey Hakkı tutup kaldırmak. [113]

“Adam aldırma geç git, diyemem, aldırırım; Çiğnerim çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.”  [114]

“Kendinizi hayata değil, hayatınızı Hakka uydurmalısınız.” [115]

“Zehir kadar acı da olsa hakikat ilacını içiniz.” [116]

“Herkesle birlikte haksız olmaktansa, haklı davranıp tek olmak daha iyidir.”  [117]

“Hakikati konuşmaktan korkmayınız.” [118]

“Fakirlikte küçük düşme korkusu, zenginlikte şöhret hırsı, insanı kör ederek Hakikati görmesine mâni olur.”

“Hak deyince haksızlar darılır, Hakkı bilenler, Hak yolunda Hakka sarılır.”

“Hak dedikten sonra akan sular durur.”

“Hakkı tanıyan halka baş eğmez.”

“Hak en sonunda yerini bulur.” [119]

“Şeytan ve dostları kandırıyor insanları, haktan uzaklaştırıyor bir bir onları.

Müminler de insanları hakka çağırıp bâtıldan sakındırmalı, şeytan ve dostlarının yolundan gitmemeleri için onları tek tek uyarmalı.”

» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir
Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
 
< Önceki   Sonraki >

Konular
Okunma
Cevap
Yazar
bu gece gokyuzume bır sen düşüreceğım (8) (1) Gizem
hergun bır resım (7) (1) Gizem
sensızım (11) (1) Gizem
hiç mıraca çıktınızmı (8) (1) Gizem
Muzaffer Gürler CaruDem ilahi albümü albümlerini full indir ücretsiz (8) (1) umeyr
:yağmur (23) (3) Gizem
Muzaffer Gürler Yalvarış ilahi albümü albümlerini full indir ücretsiz (10) (1) umeyr
:her bayanın sahıp olmak isteyeceğı muhteşem mucev (29) (3) Gizem
uçurum çıçeğı (6) (1) Gizem
:sanal ıntıhar (30) (4) NEFİ
Mp3 Indirmek Helal mi ? (8) (1) umeyr
suçum aşktır benım (14) (1) Gizem
:bugunun resmı (50) (3) Gizem
hüzün (16) (1) Gizem
rabbım neler yaratıyor şahane bır guzellık (21) (1) Gizem
Toplam Forum Konusu : 869 Toplam Forum Mesajı : 1634

Rastgele Videolar

Rastge Dini Resimler


Üstad Said Nursi Resimleri 11


Üstad Said Nursi Resimleri 18


İbretlik Resimler 8


Üstad Said Nursi Resimleri 8


Dini Resimler 23


Dini Resimler 10

Yeni Üyelerimiz


seiftipse

beytuk

tamer14

Somalia

naingipiefino

$a$kIn
YASAL UYARI: Sitemizde bulunan tüm Multimedyaların yasal sorunlulukları multimedyalara link verilen sitelerin kendilerine aittir. yasal sorumlulukları hiçbir şekilde kabul edilemez. www.islami-video.com bünyesinde herhangi bir telif haklarına aykırı dosya bulundurmamaktadı. Ayrıca Sitemizde yer alan reklam içeriklerinin www.islami-video.com ile bir bağlantısı yoktur;
|Kullanım Şartları| ilahiler ilahiler ilahi indir | Estetik| MaviTm yozgat av videoları islami sohbet maç özeti islami radyo ilahiler kral oyun