|
Doğruluk; lugatta, “doğru olma hali, dürüstlük, sadâkat, hak, hidâyet, istikamet” anlamına gelir. Terim olarak ise, “Allah’ın emrine ve kanunlarına uygun bir yol takip etmek ve insanların haklarına riâyet etmek” demektir. Rabbimiz Allah şöyle buyuruyor: “(O öyle yüce Allah ki) Hanginizin daha güzel (doğru) davranacağını imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratmıştır.” [93] Yaratılışımızın gayesi, kimin daha doğru, iyi, güzel bir şekilde davranacağının tespit edilmesi için, imtihan içindir. Rabbimiz Allah: Emr olunduğun gibi doğru ol” [94] buyurarak ne ile emr olunmuşsak o şekilde hareket etmemizi, ona uygun davranmamızı istemektedir. İslâmî olan, câiz olan şeyleri yapmalı; İslâmî olmayan, câiz olmayan şeyleri, yani haramları, günahları işlememeli. Doğruluk düşüncede, davranışta, her şeyde olmalıdır. Kendisinden öğüt isteyen birine Peygamberimiz (s.a.s.): “Allah’a inandım de sonra dosdoğru ol” [95] buyurmuştur. Doğru olmanın önemini Rabbimiz şöyle belirtiyor: “Allah şöyle buyuracaktır; Bu, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan râzı olmuştur. Onlar da O’ndan râzı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.” [96] Doğruluğun, dürüstlüğün mükâfatı cennettir; bu şekilde doğru olmanın önemi anlaşılmaktadır. Günümüzde bazı insanlara doğruluk tavsiye edildiğinde şöyle söylüyorlar. “Doğru olmak fayda vermiyor, insanlara iyilik yapmayacaksın; kime iyilik yaparsan ondan kötülük görürsün” gibi çok yanlış sözlere şâhit oluyoruz. Doğruluk teşvik edileceğine ona mâni olmaya çalışmaktalar. Ne imiş, “ben doğru davransam ne faydası var? Karşımdaki bana doğru davranmayabilir.” Bu, doğru davranmaya engel ve mâzeret değildir. Doğruluk İslâm’ın emri, müslümanın şiarıdır. Müslümanın görevlerinin başında doğru olmak, doğru davranmak gelir. İnancında, ibâdetinde her türlü işinde doğru olmak şarttır. Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Şüphesiz ki sözde ve işte doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete götürür.” [97] İnsanlar arasında güven, sevgi ve saygının artması doğrulukla, iyilikle mümkündür. İyilikler de kişiyi cennete götürmektedir. Dolayısıyla hem doğru olmak, hem de doğrularla beraber olmak gerekmektedir: “Ey iman edenler, Allah’ın emrine uygun yaşayın. Aykırı davranmaktan sakının ve doğru olanlarla beraber olun.” [98] buyrulmaktadır. Doğruluğu benimseyen, savunan kişilerle beraber olmak ve onlardan yana olmak gerekir. Allah Teâlâ, Fâtiha sûresinde bizlere şu şekilde davranmamızı, duâ etmemizi buyuruyor: “Bizi doğru yola ilet kendilerine (lütfundan ) nimet verdiğin (iyi) kimselerin yoluna (ilet), gazaba uğramışların ve sapıtanların değil (yâ Rab).” [99] Doğruluktan ayrılmamamız, doğru yolda olmamız ve doğruların yolunda olmamız için çok duâ etmek ve gereği ne ise yapmak durumundayız. Çünkü Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “Allah’ın gösterdiği doğru yolu bırakıp kendi arzusuna (yanlış yola) uyan kimselerden daha sapık kim vardır?” [100] “Bu Kuran, insanlara en doğru yolu gösterir.” [101] Kur’an’ın, İslâm’ın dışındaki yollar, gayr-i İslâmî düşünceler, yaşayışlar insanları doğru yoldan uzaklaştırır. İslâm’a aykırı uygulamalar, yollar asla doğru değildir. Doğru yol bellidir; İslâm’ın yoludur. Bunun dışındaki yollar bâtıldır ve insanları dünya ve âhirette hüsrana götürür.
»
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|