|
Dualar, Dua Çeşitleri, Duanın Kabul Olması için Şartlar neler |
Rabbiniz buyurdu ki: “Bana dua edin,duanızı kabul edeyim.Bana kulluk etmeyi gururlarına yediremeyenler horlanarak cehenneme gireceklerdir.” Mü’min 23/60
“Dua ibadetin özüdür”demiş sevgili peygamberimiz.”Eğer dualarınız olmasaydı,Allah katında ne degeriniz olurdu ? buyuruyor Rabbimiz.Rabbimizin huzurunda saf tutamayanlar,başkalarının önünde saf tutuyorlar. * E b u H ü r e y r e (r.a.)’den Resulullah (s.a.v.)’ın şöyle bururduğu rivayet edildi : --“Sıkıntılı anlarında,Allah’ın duasını kabul etmesini isteyen kimse,genişlik anında çok dua etsin.” (54) Tirmizi rivayet etmiştir.Hakim de Ebu Hureyre ve Selman’dan rivayet etmiş her biri hakkında “isnadı sahih” demiştir. Tergib ve Terhib Cilt 3 Sahife 481 Kulun Allah’a en yakın bulunduğu vakit,secde anıdır.O halde secdede iken duanızı çoğaltın,çünkü bu kabule daha layıktır.Tirmizi Sened-i Sahihle Ebu Umame (R.A.)’den. "Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! duamı kabul et! İbrahim 14/ 40"Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde beni, ana-babamı ve müminleri bağışla!" İbrahim 14/ 41 * (Resulüm!) De ki: "Rabbim size ne kıymet verir duanız olmasa? (Ey inkârcılar! Size bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; o halde azab yakanızı bırakmayacaktır! Furkan 25/ 77 Mü’minler hayatlarını Kur’ana göre ayarlarlar.Allah’dan sakınan bir toplum meydana getirelim ve onlara önder olalım.Tarihde hiçbir zaman zalimlerin başına adil bir önder gelmemiş.Adil bir toplumada zalim bir önder gelmemiş.(Bak Furkan 18,veBakara 124) * Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler Bakara 2/186. * Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez. Araf 7/55* Siz ne bir sağıra ne de bir ğaibe dua ediyor değilsiniz.Her halde siz,sizi işiten,size çok yakın olan Allah’a dua ediyorsunuz.Et-Tergiyb Ve’t-Terhiyb.C,2,S.547.Dua ederken dikkat edilecek hususlar da şunlardır.Dua,tevazu ile yapılmalıdır.Yapılan duaya kalp iştirak etmelidir.Dua,gösteriş ve riyadan uzak olarak tam bir teslimiyet ve ihlas ile yapılmalıdır.Dua’dan önce geçmişte yapılan hata ve kusurlara tevbe istiğfar edilmeli ve bilhassa hak sahipleri ile helallaşılmalıdır.* Yediğini helal ve temiz olarak yeki,duası makbul kullardan olasın.Buhari El Ezkar. * E b u H ü r e y r e (r.a.)’den Resulullah (s.a.v.)’ın şöyle bururduğu rivayet edildi : --“Sıkıntılı anlarında,Allah’ın duasını kabul etmesini isteyen kimse,genişlik anında çok dua etsin.” (54) Tirmizi rivayet etmiştir.Hakim de Ebu Hureyre ve Selman’dan rivayet etmiş her biri hakkında “isnadı sahih” demiştir. Tergib ve Terhib Cilt 3 Sahife 481 * “E b u H ü r e y r e (r.a.) der ki,Resulullah (s.a.v.) :“Allah’ım ! Faydasız ilimden,korkmayan kalpten,doymayan nefisten ve kabul edilmeyen duadan sana sığınırım”derdi. (3) İbn Mace ve Nesai rivayet etmişlerdir.Müslim,Tirmizi ve başkaları da Zeyd b.Erkam’dan rivayet etmişlerdir.Tergib ve Terhib Cilt 4 Sahife 21 * Duanın önemei hakkında sevgili peygamberimiz (s.a.s.) da hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmaktadır.Dua ibadetin özüdür.(İliğidir),(beynidir.) Tirmizi H.No:3593.Hiç şüphe yoktur ki ; dua ibedetin ta kendisidir.Tirmizi H.No:3593.Dua mü’minin Silahı,Dinin direği,göklerin ve yerin nurudur.Et-tergiyb Ve!t-terhiyb.C.2,S.479. “Yüce Allah’a dua etmekten daha değerli (daha önemli) hiçbir şey yotur”buyurmuşlardır.İbn-i Mace.C.2.S.224;Tirmizi H.No:3591. Nu'mân İbnu Beşir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Dua, ibadettir", sonra şu âyeti okudu: "Rabbiniz: Bana dua edin ki size icâbet edeyim. Bana ibâdet etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler varya, alçalmış ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir" buyurmuşlardır" (Mü'min, 69). Ebu Dâvud, Salât 358, (1479); Tirmizî, Tefsir 2, (2973, 3244), Daavât 2, (3369); İbnu Mâce, Duâ 1, (3828).AÇIKLAMA:Dua, taleb etmek demektir. İbâdet ise kulluktur, yani zül, alçalma, meskenet gibi manalara gelir. Dinî manada ibâdet kulun Rabbinin büyüklüğünü, yüceliğini, kendisinin küçüklük ve hakâretini idrâk etmesidir. Şu halde dua kulluğun bir izharıdır. Dua eden kimse, kulluğunu idrak etmiş demektir. Kendisinin fevkinde, söylediklerini işiten, taleblerine cevap verecek Zât-ı Zülcelâl'in varlığını idrak ederek O'na yönelip ihtiyaçlarını arzetmesi hâlis ibadetten başka birşey olamaz. Âlimler ibâdet kelimesinin eliflâm'la ma'rife kılınması sebebiyle mânâyı "dua ibadetten başka bir şey değildir"diye hasra hamletmişlerdir. Maamafih, bunu "Dua, ibâdetin en büyüğüdür"diye te'vil eden de olmuştur. Bir başka hadiste Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): الدُّعَاءُ مُخُّ الْعِبَادَةِ "Dua ibâdet'in özü ve iliğidir" buyurur. Bir başka hadiste ise: الدعاء مفتاح الرحمة "Dua, Allah'ın rahmet kapısını açan anahtar" buyurmuştur.Ayet-i kerime, tekebbürle kulluktan kaçınan kimseleri tehdid etmektedir. Kul bir ihtiyacı için değil, kulluğun izhâr için Rabbine dua etmek zorundadır. Taleb edecek hiçbir ihtiyacı olmasa bile tevbe ve istiğfarda bulunmak, ebedî kurtuluş talebetmek, sıhhatinin devamını istemek, diğer mü'minlere, geçmişlerine mağfiret ve hayır taleb etmek gibi maksadlarla da olsa Rabbine dua etmekle mükelleftir.Zira âyet-i kerimede: "Duanız olmasaydı Allah yanında hiçbir kıymetiniz olmazdı" meâlinde قل مَا يَعْبَؤُ بِكُمْ رَبِّى لَوْ دُعَاؤُكُمْ (Furkân, 77) buyurmuştur. Rezîn şu ilâve rivâyeti kaydetti: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın Ashâbı (radıyallahu anhüm ecmain) sordular: Rabbimiz yakın mıdır, biz ona hafif sesle hitab edelim, uzaksa yüksek sesle taleblerimizi söyleyelim?" Bunun üzerine şu âyet indi: "Kullarım sana benden sorarlarsa, (söyle ki) ben yakınım. Dua edenin duasına, bana dua ettiği takdirde icâbet ederim" (Bakara, 186).(Cami'u'l-Usûl'de bu rivâyet öncekinin devamıdır).AÇIKLAMA:Duanın mühim âdâbından biri sükûnetle yapılmasıdır. İslâm'ın bidâyetlerinde sorulduğu anlaşılan yukarıdaki sual, henüz tevhid akidesinin yeterince yerleşmediği bir duruma işâret eder. Allah semî yâni işiticidir. Bu işitme bizdeki gibi kulakla işitme değildir. Hiç dille telâffuz edilmeyen kalbin hâtıralarını da işitir. Öyle ise, dua yaparken bağırıp çağırmak, hele başkasını rahatsız edecek şekilde sesli yapmak gereksizdir. Bu mühim bir husus ki, âyet nâzil olmuştur.Sâdıku'l-Va'd olan Rabbimizin âyet-i kerîmenin sonunda "Dua edenin duasına, bana dua ettiği takdirde icâbet ederim" diye garanti vermesi fevkalâde bir müjdedir. Her duaya icâbet, kullar için büyük bir mazhariyettir. Anak, kul, bunu her istediğinin, istediği şekilde yerine getirilmesi şeklinde anlayarak, dualarının neticesini göremediğini söyleyebilir.Bu hususu Bediüzzaman Hazretleri şöyle açıklar: "Duayı kavlî-i ihtiyârînin makbuliyeti, iki cihetledir. Ya aynı matlubu ile makbûl olur veyahut daha evlâsı verilir.Mesela: Birisi kendine bir erkek evlad ister. Cenâb-ı Hak, Hz. Meryem gibi bir kız evladını veriyor. "Duası kabul olunmadı" denilmez. "Daha evlâ bir surette kabul edildi" denilir. Hem bazan kendi dünyasının saadeti için dua eder. Duası âhiret için kabul olunur. "Duası reddedildi" denilmez. Belki, daha enfa'Duâ Allâh'ım, Sana sonsuz hamd ü senâlar; Habîbin Efendimiz Muhammed Mustafa -sallallâhu aleyhi ve sellem-'e O'nun âl ve ashâbına gönülden salât ve selâmlar... Allâh'ım, benim Rabbim Sensin, Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın, ben Sen'in kulunum. Elimden geldiğince Sana verdiğim kulluk sözü üzerindeyim; işlediğim hata, günah ve kötülüklerden Sana sığınırım. Bana olan nimetlerini ve bu nimetlere karşı benim günah ve kusurlarımı itiraf ediyor, beni bağışlamanı diliyorum. Sen'den başka günahları bağışlayacak yoktur. Allâh'ım, dînim, dünyam, çoluk çocuğum ve malım içinde sağlık ve âfiyetle yaşamamı nasib eyle. Allâh'ım, vücuduma sağlık ver, Sen'in yolunda hizmet edeyim, kulağıma sağlık ver, hakikati işiteyim, gözüme sağlık ver, hakikati göreyim. Sen'den başka ilah yoktur. Allâh'ım, kusurlarımı ört, beni korktuklarımdan emin eyle. Allâh'ım, önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan, üstümden ve altımdan gelecek tüm kötülüklerden sana sığınırım. Allâh'ım, dinimi düzelt, evimi genişlet, bana verdiğin rızkı bereketli kıl. Allâh'ım, ömrün en kötü dönemine düşmekten, hayırdan uzak bir ömür yaşamaktan sana sığınırım. Allâh'ım, beni en güzel amellere kavuştur, en güzel ahlak sahibi olmaya ilet, senden başka güzel ahlâka götürecek yoktur. Beni kötü amel ve kötü ahlâktan uzaklaştır, senden başka kötü ahlaktan uzaklaştıracak yoktur. Allâh'ım, kalb katılığından, gafletten, zillet ve meskenetten sana sığınırım. Küfürden, fısktan, nifak ve gösterişten sana sığınırım. Sağırlıktan, dilsizlikten, cüzzamdan, tedavisi mümkün olmayacak kötü hastalıklara düşmekten sana sığınırım. Bana iki dünyada da âfiyet ve huzur ihsan eyle!.. Allâh'ım, küfürden, fakirlikten, kabir azabından sana sığınırım, senden başka ilah yoktur. Allâh'ım, kederden, tasadan, âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, borç altında ezilmekten, düşmanlara yenilmekten sana sığınırım. Zararlıların, kendisi sapmış, insanları da saptırmaya çalışan kimselerin, beni senin nimetlerinden mahrum bırakmalarından önce, sana kavuşmamı nasib eyle. Haksızlık etmekten, haksızlık edilmekten, saldırmaktan, saldırılmaktan, hatâ işlemekten, bağışlamayacağın bir günaha düşmekten sana sığınırım. Allâh'ım, nefsime takva ver. Onu temizle, nefsi en iyi temizleyen Sen'sin, nefsimin velîsi ve Mevlâsı Sen'sin. Allâh'ım, faydasız ilimden, huşuu olmayan gönülden, doymayan nefisten, kabul edilmeyen duâdan sana sığınırım. Allâh'ım, yaptığım ve yapmadığım şeylerin şerrinden sana sığınırım. Allâh'ım, üzerimde bulunan nimetinin gitmesinden, sağlığımın ters dönmesinden, ansızın bastıracak öfkenden ve her türlü gazabından sana sığınırım. Kalbin mühürlenmesine sebep olacak tamahtan sana sığınırım. Allâh'ım, bana kazâya rıza, öldükten sonra rahat hayat, kerîm vechine bakma lezzeti lûtfeyle. Allâh'ım, bugünün önünü salâh, ortasını felâh, sonunu hayırlı kıl. Bize dünya ve âhiret iyiliği ver, ey merhametlilerin merhametlisi! Allâh'ım, yıkıntı altında kalmaktan, boğulmaktan, yanmaktan, ihtiyarlıktan Sana sığınırım. Ölüm sırasında şeytanın beni şaşırtmasından Sana sığınırım. Allâh'ım, beni, Sana şükreden, Sana itaat eden ve Seni zikreden bir kul eyle. Rabbim, tevbemi kabul buyur, beni günahlarımda arındır, duâmı kabul et, hüccetimi sağlam yap, kalbimi Sana yönelt, dilimi düzelt, gönlümü nûrunla aydınlat.
Allâh'ım, bana işimde sebat, doğru yolda olduğum zaman kararlılık ve azim ver. Nimetine şükür ve sana güzel kulluk etmeyi nasib eyle. Bana selim kalb, doğru konuşan dil ver. Bana, ancak Sen'in bildiğin tüm iyilikleri ver; ve ancak Sen'in layıkıyla bildiğin tüm kötülüklerden beni koru! Senden gizli kalmayan bilerek veya bilmeyerek işlediğim bütün günahlardan beni bağışla! Günahlarımı setret, beni bu dünyada ve âhirette günahlarım sebebiyle insanlar önünde mahcub ve rezil etme! Hatalarımızı, sevaplarla değiştir. Allâh'ım, kötü huy ve amellerden, heveslerden ve hastalıklardan sana sığınırım. Borç altında kalmaktan, düşman kahrından, düşmanlar karşısında hakir ve gülünç duruma düşmekten Sana sığınırım. Allâh'ım, her işimin koruyucusu olan dinimi düzelt, geçim yerim olan dünyamı düzelt, gideceğim yer olan âhiretimi düzelt, hayatta iken pek çok hayırlı işler yapmamı nasib eyle, ölümümde her kötülükten beni rahata kavuştur. Allâh'ım, bana düşüncede kemâl, hareket ve ahlakımda kemâl ver! Beni azgın nefsimin şerrinden koru. Allâh'ım, bana iyilikler yapmak, kötülükleri bırakmak, yoksul ve zavallıları sevmek nasib eyle. Beni bağışla, bana acı. Kullarını imtihan etmeyi dilediğin zaman, beni dinin üzere sâbit-kadem eyle! Kulluk üzereyken beni olarak huzuruna al. Rabbim bana yardım et, bize zafer ver, bizi yenilgiye uğratma. Bana doğru yolu göster, doğru yolda yürümemi kolaylaştır. Yüce Allâh'ım, bana Sen'i sevmeyi, Sen'i sevenleri sevmeyi ve beni sana yaklaştıracak işleri sevmeyi nasib eyle. Allâh'ım, bana en iyi işleri istemeyi, duâların en hayırlısını, başarıların en üstününü, sevapların en mükemmelini ihsan buyur. Ayaklarımı doğru yolda sağlamlaştır, sevap tartılarımı ağırlaştır, hatalarımı bağışla, cennetin en yüce derecelerine ermemi nasib eyle. Allâh'ım, ey kalpleri çeviren Rabbim, kalbimi senin dinin üzerinde sağlam tut. Allâh'ım, ey kalpleri ve gözleri döndüren, kalplerimizi sana itâate döndür. Allâh'ım, sevâbımızı arttır, eksiltme... Bizi yücelt, ulvîliklere yaklaştır, alçaltma; bize ver yoksun bırakma. Rabbim, kardeşlerimizle aramıza ünsiyet, birlik, vefâ ve muhabbet ihsan et; aramızdaki soğukluğu, ayrılık ve nefreti kaldır. Allâh'ım, her bakımdan sonumuzu güzel eyle, bizi dünya ve âhiret perişanlığından kurtar. Allâh'ım, zâtından korku ver ki, günah işlememize engel olsun. Bizi senin cennetine ulaştıracak işler yapmamızı nasib eyle. Bizi, dünya üzüntülerini unutturacak bir yakîn derecesine erdir. Bize haksızlık edenden öcümüzü al, düşmanlık edene karşı bize zafer ver. Bizi dünyanın ardında koşturma; dünyayı, en çok düşündüğümüz, tasasını çektiğimiz bir varlık haline getirme, dinimiz hususunda eksiklerimizden ötürü bizi belâlara düşürme. Günahlarımız yüzünden Senden korkmayan, bize acımayan kimseleri üstümüze salma. Allâh'ım, Senden mağfiretini, bağış ve lutfunu, her türlü şer ve günahtan selâmeti, her türlü iyiliğe ermeyi, cennete ulaşıp cehennemden kurtulmayı dilerim. Allâh'ım, kalbimi hidâyete yönelt, dağınık işlerimi topla, perişanlığımı düzelt, rahmetinle âhiretimi koru, dünyamı yükselt, rahmetinle yüzümü ağart, işlerimi temizle, bana doğru düşünce ve olgunluk ilham eyle, fitne ve belaları benden sav, rahmetinle beni her türlü kötülüklerden koru. Allâh'ım, âhiret gününde yüz akıyla sağ tarafımızdan kitabımızı almayı, şehitlerin makamına ermeyi ve Peygamberlere arkadaş olmayı nasib eyle. Allâh'ım, nefsimin kötülüklerinden, her canlının şerrinden sana sığınırız. Allâh'ım, Sen sözümü duyarsın, yerimi görürsün, gizlimi ve açığımı bilirsin, hiçbir işim senden gizli kalmaz. Ben, yardım ve kurtuluş dileyen, huzurunda korkudan titreyerek günahlarını itiraf eden zavallı bir yoksulum. Bir zavallı kulun olarak Sana yalvarıyor, boynu bükük bir âciz olarak sana iltica ediyor, huzurunda zilletle eğilmiş bir biçare olarak Sana duâ ediyorum. Duâmı kabul eyle… Âmin. Duâ İlâhî ! Hamdini sözüme sertâc ettim, zikrini kalbime mi'râc ettim, Kitâbını kendime minhâc ettim. Ben yoktum, Sen var ettin. Varlığından haberdâr ettin, aşkınla gönlümü bîkarar ettin. İnâyetine sığındım, kapına geldim. Hidâyetine sığındım lütfuna geldim. Kulluk edemedim, afvına geldim. Şaşırtma beni, doğruyu söylet, neş'eni duyur, hakîkati öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam, Sen söyletmezsen ben söyleyemem, Sen sevdirmezsen ben sevemem. Sevdir bize hep sevdiklerini!.. Yerdir bize hep yerdiklerini. Yâr et bize erdirdiklerini. Sevdin habîbini, kâinâta sevdirdin. Sevdin de hil'at-i risâleti giydirdin. Makâm-ı İbrahim'den Makâm-ı Mahmûd'a erdirdin, server-i asfiyâ kıldın, Hâtem-i enbiyâ kıldın. Muhammed Mustafa kıldın. Salât ü selâm, tahiyyât ü ikram, her türlü ihtirâm O'na, O'nun âline, ahbâbına, ailesine, ashâbına ve etbâına Yâ Rabb! Günahsız ağızla duâ etmek * Cenab-ı Rabbül Alemin Hz. Musa’ya: “ya Musa bana günahsız bir ağızla dua et”diye buyurdu .Musa (a.s.) :”Yarabbi bende öyle bir ağız yok ki,sana nasıl günahsız bir ağızla dua edeyim,”dedi.Bunun üzerine Allah ü Teala: ”Başkalarının ağzıyla dua et çünkü sen başkalarının ağzıyla günah işlemiş olmazsın ,öyle hareket et ki diğer insanlar gece gündüz sana dua etsinler.Veya kendi ağzını temizle,Allah’ın (c.c.) adı temizdir onu zikreden ağız temizlenir,”buyurdu Mesnevi Cilt 3 Hasta’nın duâsı * H z. Ö m e r (r.a.)’den Resul-i Ekrem (s.a.v.)’in şöyle dediği rivayet olundu: --“Bir hastayı ziyaret ettiğin zaman,sana dua etmesini iste.Çünkü onun duası meleklerin duası gibidir—kabul olunur.—” (44) İbn Mace rivayet etmiştir. Tergib ve Terhib Cilt 6 Sahife 456
Mazlum’un duâsı* E b u A b d u l l a h e l - E s e d i, E n e s b. M a l i k (r.a.)den “Resulullah (s.a.v.)’ın şöyle buyurduğunu duydum”dediğini rivayet etmiştir.—“Mazlum,kafir bile olsa duasının önünde perde yoktur.”Ve Resulullah (s.a.v.) devamla : “Seni şüpheye düşüren şeyi bırak,şüpheye düşmeyeni al”buyurdu. (41)İmam Ahmed rivayet etmiştir. Tergib ve Terhib Cilt 4 Sahife 439 * “Üç duanın kabul olunacağında hiç şüphe yoktur :Babanın duası,misafirin duası haksızlığa uğrayanın duası.Ahmed bin Hanbel-Ebu Davud-Tirmizi :Seded-i hasen ile.İslam Fıkhı Cilt 2 Sahife 278 .Üç kimse var ki duaları reddolunmaz :İftar anında oruçlunun duası,adil hükümdarın duası,zulme uğrayanın duası.Canab-ı Hak (mazluma) der ki :İzzetim hakkı için az sonra da olsa elbette sana yardım edeceğim.Tirmizi :Sened-i Hasenle rivayet etmiştir. Duası kabul edilen H a b i b b. Se l e m e e l- F i h r i (r.a.): Resulullah (s.a.v.)’ı şöyle buyururken işittim dedi : “ Bir cemaat bir araya gelip bir kısmı dua eder,öbürleri de “amin”derse,mutlaka Allah dualarını kabul eder.”Hakim rivayet etmiştir. * S e l m a n – ı F a r i s i (r.a.) der ki,Resulullah (s.a.v.) : --“Kazaya ancak dua engel olur.Ömrü ise ancak iyilik uzatır”buyurdu. (69) Tirmizi rivayet etmiş hadis “hasen,garib”demiştir.Tergib ve Terhib Cilt 3 Sahife 489 3- Dua
Deprem gibi felâket anlarında yapılması gereken en önemli işlerden birisi de Cenab-ı Hak'ka dua etmektir. Dua, Hz. Peygamberin ifadesiyle "ibadetlerin özü"dür. Dua, sınırlı varlık olan insanın mutlak güç sahibi Allah'tan yardım istemesidir. Dua, isteme anlamlarının ötesinde, kulluk espirisi içinde, Allah'ın rablık ve ilâhlık hakikatine en köklü bir sığınma hadisesidir. Deki, "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!"45 ayeti
buna işaret eder."Kulun, Rabbinin ilgi ve yardımını istemesi, O'na daima muhtaç olduğunu dile getirmesi, O lütfetmedikçe kudret ve kuvvetten mahrum olduğunun bir itirafıdır."46Dua, insanın varlık karakterinin tabiî bir parçasıdır. Onun için, kaçınılmaz ve ifası zorunlu bazı davranışlar gibi, dua da, kendi tabiatının temel yapısından kaynaklanan bir eylem, bir yöneliştir. Ruhî olgunluğun doruğunda bulunan peygamberler ve velilerle, çırpınan "beşer" arasında, bu bakımdan bir fark yoktur. Peygamberimizin dilinden duayı düşürmemesi bu nedenledir.Dua, aynı zamanda dua eden bireyin yaşadığı toplumsal hadiseleri, sorunları ve çıkmazları da kapsaması bakımından, toplumsal bir muhteva taşımaktadır.Burada dua ile ilgili birkaç ayet-i kerimeyi zikretmek yerinde olacaktır:"Kullarım benim hakkımda sana soracak olurlarsa, (de ki) ben onlara yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin çağrısına karşılık veririm".47 "Rabbinize, yalvararak ve gizli bir şekilde, dua ediniz. Muhakkak ki Allah aşırı gidenleri sevmez".48"Rabbiniz şöyle dedi: "Bana dua edin, size icabet edeyim".49Başka ayet-i kerimelerden de öğrendiğimize göre; Hz. Zekeriyya,50 Hz. Nuh,51 Hz. İbrahim,52 Hz. Muhammed Rablerine çokça dua etmişlerdir.Dualarımızda kendisine yüzümüzü döndüğümüz Allah, dua edenlerin hep yakınında ise de; kulların kendilerini Cenab-ı Hak'ka daha yakın bulacakları bazı özel zamanlar zikredilmektedir.Bu meyanda Hz. Peygamberin şu hadis-i şerifleri dikkat çekmektedir:"Rabbimiz gecenin son üçte birlik diliminde, her gece, dünya semasına nüzul eder ve der ki: Yok mu bana dua eden, duasını kabul edeyim; yok mu benden isteyen, istediğini vereyim; yok mu bağışlanmasını talep eden, mağfiret edeyim".53"Kul Rabbine en fazla secdede iken yaklaşır. Bu nedenle secdede duayı çok yapınız." 54 Başka hadis-i şeriflerde de, Cuma namazında, ezan ile kamet arasında geçen zaman süresince yapılan yakarışların geri çevrilmeyeceği beyan edilmektedir.55Duaların kabulü konusunda sabırlı olmak gerekir. Hz.peygamber, bu konuda şunları söylemiştir: "sizden biriniz dua ettiği zaman, duasında azimli ve istekli olsun."56 "Hiçbir müslüman yoktur ki, içinde günah ve akrabayla münasebeti kesme isteği olmayan bir şeyi Allah'tan istesin de, Allah ona bunu şu üç şekilden birisiyle vermesin: Ya hemen o kulun isteği yerine getirilir; yahut Allah kulun isteğini ahirete saklar; ya da dilediğinin dengi bir kötülüğü ondan savuşturur." Orada bulunanlar dediler: "O halde çok dua edelim!" Hz. Peygamber buyurdu ki, "Allah da kabul eder".57 Sonuç olarak bütün müslümanlar, özellikle felâkete maruz kalmış insanların, secde anında, Cuma vakitlerinde, gecenin ilerlemiş saatlerinde veya herhangi bir zaman diliminde samimi olarak Allah'a yönelmeli ve toprağa sükûnet vermesini O'ndan istemelidir. İnanıyoruz ki Hakim-i Mutlak Rabbimiz bu şekilde yapılacak dualara icabet edecektir.Bu noktada şu soru zihnimizi kurcalayabilir: Acaba dua depremi engeller mi? Bu soruya şu şekilde cevap verilebilir: Dua ilâhî takdirin bir parçasıdır. Depremin oluşması olayında, gaz sıkışması, çöküntü ve buna benzer diğer hususlar, nasıl birer sebepse, dua da, depremin olması veya olmamasında, aynı şekilde kabul edilmesi gereken bir sebeptir. Sebepler ise, sebeplerin yaratıcısı olan Allah'ın tayin ettiği sünnetlerdir. Sebeplere, harekete geçmesi emrini veren O'dur. Belirlenen kural, kural koyucusu olan Allah'ı mutlak manada bağlayan bir değer değildir. Allah isterse bu kanunun aksine de icraatta bulunabilir. Hz. İsa'nın babasız dünyaya gelmesi örneğinde olduğu gibi. Demek oluyor ki, Allah müminlerin duasıyla sebepleri tamamen ortadan kaldırıp depremin menfi sonuçlarını müminlerin hayırına tebdil edebilir. Yeter ki insan Allah'ın razı olacağı davranışı sergileyebilsin. Şu hadis-i şerif bu mantığı güzel bir şekilde ortaya koymaktadır. "Allah'ın takdir ettiğinden sakınmak fayda vermez. Ancak dua inmiş ve inecek olan belalara karşı fayda verir. Ey Allah'ın kulları öyleyse Allah'a dua ediniz." Burada bir kez daha vurgulayalım ki dua insanı asla tedbirsizliğe sevk etmemelidir. Kur’an dualarından bir demet 1-Hz. Âdem ve Havva’nın tevbe duası: “Rabbena zalemna enfusena Ve in lem tağfirlena ve terhemna lenekunenne minel hasirin.” Meali: “Ey Rabbimiz! Biz nefsimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve merhamet etmezsen, elbette büyük ziyana uğrayanlardan olacağız.”(Araf-23) 2-Hz.İbrahim’in bir duası: “Rabbic’alni mukimessalati ve min zürriyeti. Rabbena ve tekabbel dua. Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab” Meali: Rabbim beni namazı dosdoğru, mükemmel şekilde kılan bir insan yap. Zürriyetimden de böyle insanlar yarat. Ey Rabbimiz! Dualarımızı kabul et. Rabbimiz, Kıyametin kopacağı günde, beni ana ve babamı ve müminleri bağışla.-İbrahim–40–41 (Not: Beş vakit namazda okumalı) 3-Hz.Musa’nın bir duası: Rabbişrahli sadri ve yessirli emri. Vahlul ukdeten min lisani yefkahu kavli” Meali: Ey rabbim. Göğsümü aç, genişlet. İşimi kolaylaştır. Dilimde bulunan düğümü çöz de, anlasınlar beni”(Taha:25-28)(Not: Bir davetçinin sık sık etmesi gereken bir dua, özellikle bir sohbete girişte) 4-Hz.Musa’nın bir duası: Rabbi inni zalemtü nefsi fağfirli” Meali: Ey Rabbim, ben nefsime zulmettim. Beni bağışla.”(Kasas-16) 5-Zekeriyya(as)’ın duası: Rabbi hebli min ledünke zurriyetten tayyibeten.İnneke semiüddua” Meali: Rabbim bana kendi katından tertemiz ve mübarek bir zürriyet ihsan et. Şüphe yok ki, sen duaları işitensin.(Âl-i İmran-38) 6-Talut’un askerlerinin düşmanla karşılaştığında ettikleri dua: Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdemena vensurna alel kavmil kâfirin. Meali: Ey Rabbimiz üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı sabit kıl. Kafirlerden meydana gelen topluluğa karşı bize yardım et.(Bakara-250) 7-Kurban keserken veya bir ibadete başlarken: İnnes salati ve nusuki ve mahyaye ve memati lillahi rabbil alemin.” Meali: Hiç şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin rabbi olan Allah’a aittir.(Enam–162) 8-Şeytan ve cinlerden korktuğunda: Rabbi euzu bike min hemezatişşeyatin. Ve euzu bike rabbi en yahderun. Meali: Ey Rabbim şeytanların vesvese vermelerinden sana sığınırım. Rabbim onların yanımda olmalarından sana sığınırım.”(Muminun-97-98) 9-Evlenme niyetinde olanların okuyacağı dua: Rabbena heblena min ezvacina ve zürriyatina kurrete ayunin.Vecalna lil muttekine imama” Meali: Rabbimiz bize eşlerimiz ve çocuklarımızdan gözümüzün nuru iyi kimseler ihsan et.Ve bizi takva sahiplerine imam kıl.(Furkan-74) 10-Dinde sebat için: Rabbena la tuziğ kulubena bade iz hedeytena ve heblena min ledünke rahmeh.İnneke entel vehhab.” Meali: Rabbimiz hidayete erdikten sonra kalplerimizi batıla meylettirme. Şüphesiz sen ziyadesiyle bağışlayansın.”(Âl-i İmran–8,9) Not: Ahmed Lütfi Kazancı’nın Dualar ve Zikirler adlı eserinden(Tuğra neşriyat) derlenmiştir. MÜMİNİN DUÂSINI ALMAK Ma'rûf-i Kerhi'nin oruçlu olduğu bir gün idi. İkindi vaktine yakın pazardan geçerken bir sakanın (sucunun): "- Bu sudan içene Allâh rahmet ve bereketi ile muâmele eylesin!" diye duâ ettiğini gördü ve icâbet edip orucunu bozdu. Yanındakiler: "- Efendim, orucunuzu niçin bozdunuz?" dediler. Mârûf Hazretleri: "- Sakanın duâsındaki berekete nâil olmak istedim." buyurdu. Vefâtından sonra kendisini rüyâda görüp sordular: "- Allâh sana nasıl muâmele etti?" Cevap verdi: "- Sakanın o hâlisâne duâsı bereketiyle Rabbim beni bağışladı. Bana merhametle muâmele buyurdu." KISSADAN HİSSE: Gönlü Allâh ile beraber nice garipler vardır ki, bazen onların duâları nâfile ibâdetten daha müessirdir. Ancak ifâde etmeli ki, daha mühim bir fazîlet dolayısıyla bozulan nâfile oruçlar sonradan kazâ edilmelidir. Zîrâ artık vâcip hükmündedir. Burada anlatılmak istenen husus, ehemmi (daha önemliyi) mühimme tercih edebilmektir. Çünkü an gelir nice küçük görülen şeylerde pek büyük faydalar bulunabilir. Diğer taraftan vîrâne hâlindeki bazı yerlerde nice definelerin gizli olabildiği gibi, kullar arasında da zâhiren vîrâne olup bâtınen mücevher olan niceleri mevcuttur ki, bunlara karşı gâfil olmamak lâzımdır. Şâir ne güzel söyler: Her geceyi kadir bil, her gördüğünü Hızır; Bak dîdâr sana nâzır, sekiz cenneti hazır!..PEYGAMBER EFENDİMİZİN GÜNLÜK DUALARI:Evden çıkarken okunacak dua:*“Evden Allah’ın adını anarak çıkıyorum, Allah’a tevekkül ettim. Allah’ın izni olmadan hiçbir şey gerçekleşemez.”Tirmizi, Daavat 34, (3422); Ebû Davud, Edeb 112, (5095); Nesai, Istiaze (8,268).*"Evden Allah'ın adını anarak çıkıyorum. Allah’a tevekkül ettim. Allah’ım doğru yoldan uzaklaşmaktan veya uzaklaştırılmaktan, ayağımın kaymasından veya kaydırılmasından birine haksızlık yapmaktan veya haksızlığa uğramaktan, cahilce davranmaktan veya cahilce harekete uğramaktan Sana sığınırım.” Tirmizi, Daavat 35, (3423); Ebû Davud, Edeb 112, Eve girerken okunacak dua:"AIIah’ım! Senden hayırlı girişler, hayırlı çıkışlar istiyorum. AIIah'ın adıyla girdik, AIIah'ın adıyla çıktık, Rabbimiz AIIah'a tevekkül ettik". Ebû Dâvud, Edeb, 112, (5096). Yolculuğa çıkarken okunacak dua:"İlahi! Yolculukta(bana)arkadaşsın. Ailemi sana emanet ediyorum. Allah’ım! Bizi sağ salim (geri)döndür. Allah’ım! Bize mesafeleri kısalt ve(bu)yolculuğu kolaylaştır. Ya Rabbi! Yolculuğun sıkıntısından ve döndüğümde üzücü bir şeyle karşılaşmaktan Sana sığınırım."Muvatta, İsti'zân 34, (2, 977). Uyurken okunacak dua:*"Ey Rabbim bütün varlığımı Sana teslim ettim, işlerimi Sana emanet ettim, yönelişim Sanadır, korkum da ancak Sendendir, Senin azabından kaçıp sığınılacak ancak yine Senin rahmetindir. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin resulüne iman ettim ey Rabbim!" Buhârî, Daavat 7, 9; Tevhid 34; Müslim, Zikr 56, (2710); Tirmizi, Daavat 76, (3391); Ebû Dâvud, Edeb 107, (5046, 5047, 5048). *"Bizi yedirip içiren, ihtiyaçlarımızı görüp bizi barındıran AIIah'a hamdolsun."Müslim, Zikr 64, (2715); Tirmizi, Daavât 16, (3393); Ebû Dâvud, Edeb 107, (5053). * Hz. Aişe’den: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) yatağına girdiği zaman, ellerine üfleyip Nas, Felak ve İhlâs surelerini okur, ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman aynı şeyi kendisine yapmamı emrederdi".Buhârî Fedâilu'l-Kur'ân 14, Tıbb, 39, Daavat 12; Müslim, Selâm 50, (2192); Muvatta, Ayn 15, (2, 942); Tirmizi, Daavât 21, (3399); Ebû Dâvud, Tıbb 19, (3902). *"Allah’ım! Senin adınla hayat bulur, senin adınla ölürüm". Buhârî, Daavat 7, 8, 16, Tevhid 13; Tirmizi, Daavât 29, (3413); Ebû Dâvud, Edeb 177, (5049). Sabah kalkınca okunacak dua:"Bizi öldürdükten sonra tekrar hayat veren Allah’a hamdolsun!. Zaten dönüşümüz de O'nadır".Buhârî, Daavat 7, 8, 16, Tevhid 13; Tirmizi, Daavât 29, (3413); Ebû Dâvud, Edeb 177, (5049). Yeni bir elbise giyince okunacak dua: *“Allahım! Hamd sanadır. Bu elbiseyi bana sen giydirdin. Bunun hayırlı ve yapılış gayesine uygun olmasını diliyor, şerrinden ve yapılış gayesine uygun olmamasından da sana sığınıyorum." Ebû Dâvud, Libas 1, (4020); Tirmizi, Libas 29, (1767).*“Örtünebileceğim ve hayatta güzellik sağlayabileceğim bir elbise giydiren Allah’a hamd olsun." Tirmizi, Daavât 119, (3555); İbnu Mac’e, Libas 2, (3557). Yemek duaları:*"Bizi yedirip içiren ve bizi Müslümanlardan kılan Allah'a hamdolsun."Tirmizi, Daavât 75, (3453); Ebû Dâvud, Et'ime 53, (3850); İbnu Mac’e, Et'ime 16, (3283). *"Bana bu yiyeceği yediren ve tarafımdan hiçbir güç ve kuvvet olmadan bunu bana rızık yapan Allah'a hamdolsun" Ebû Dâvud, Libas 1, (4023); Tirmizi, Da'avât 75, (3454); İbnu Mac’e, Et'ime 16, (3285). Tuvalete girerken okunan dua: " Allahım, pislikten ve kötü yaratıklardan sana sığınırım."Buhârî, Vudü 9, Da'avât 15; Müslim, Hayz 122, (375); Tirmizi, Tahâret 4, (5); Ebû Dâvud Tahâret 3, (4,5); Nesâi, Tahâret 18, (1, 20). Tuvaletten çıkınca okunacak dua: "Affını talep ediyorum."Ebû Dâvud, Taharet 17, (30); Tirmizi, Taharet 5, (7); İbnu Mac’e, Taharet 10, (300). Sıkıntı halinde okunan dua:*“La ilahe illa ente sübhaneke innî küntü mine'z-zalimin. (Allahım! Senden başka ilah yoktur, seni her çeşit kusurlardan tenzih ederim. Ben günah işleyerek kendine kötülük yapanlardanım.)" Tirmizi, Daavat 85. (3500). * "Halim ve azim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Büyük Arş’ın Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur. Kıymetli Arş’ın Rabbi, yerin Rabbi, göklerin Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur." Buhârî, Daavat 27, Tevhid 22, 23; Müslim, Zikr 83, (2730); Tirmizi, Daavat 40, (8431); İbnu Mace, Dua 17, (3883). Camiye girerken ve çıkarken okunan dua:Salâvattan sonra; "Rabbim! Günahımı affet, rahmet kapılarını bana aç" Çıkarken yine salâvattan sonra "Rabbim! Günahımı affet, lütuf kapılarını benim için aç" Tirmizi, Salât 234, (314). Hapşırınca okunan dua:Resülullah (sav) buyurdu ki: "Sizden biri hapşırınca "Elhamdülillah alâ külli hâl." (Her hal için elhamdülillah) desin. Kardeşi veya arkadaşı da- ona "Yerhamükâllah” (Allah sana merhamet etsin) diye cevap versin. Hapşıran da “Yehdikümullah ve yuslih baleküm” (Allah size hidayet versin ve işinizi düzeltsin) desin.Buhârî, Edeb 126, Ebû Dâvud, Edeb 99, (5033). Abdest alırken okunacak dua:1- Elleri yıkarken:"Her şeye gücü yeten yüce Allah'ın adiyle başlarım. Bizi Müslüman yapan, kendisine inanmamızı sağlayan ve doğru yola ulaştıran Rahman Allah'a hamd ederim. Suyu temizleyici, İslâm'ı da nur kılan Allah'a hamdolsun." 2- Ağzını yıkarken:"Ey Rabbim, bana peygamberinin havuzundan bir kâse içir, ondan sonra hiç susamayayım." 3- Burnuna su verirken:"Ey Rabbim bana cennetin kokusunu duyur ve onun nimetlerinden nasiplendir ve bana ateşin kokusunu duyurma." 4- Yüzünü yıkarken:"Ey Rabbim! Bazı yüzlerin beyaz, bazı yüzlerin kara olacağı günde yüzümü nurunla beyaz kıl, nurlandır."5- Sağ kolunu yıkarken:“Ey Rabbim! Kitabımı sağ elime ver ve hesabımı kolay gör." 6- Sol kolunu yıkarken:"Ey Rabbim! Kitabımı sol elime verme, arkamdan da verme ve hesabımı zorlaştırma." 7- Başını mesh ederken:"Ey Rabbim! Saçımı ve yüzümü ateşten koru. Senden başka koruyanın olmadığı günde beni Arş'ının gölgesi altında gölgelendir. Allah'ım beni rahmetinle sar, üzerime bereketli nimetlerinden indir." 8- Kulağına mesh ederken:"Ey Rabbim! Beni sözü dinleyip de en güzeline uyanlardan eyle." 9- Boynuna mesh ederken:"Ey Rabbim! Bana razı ve memnun olduğun bir çalışma nasip et. Günahımı bağışla. Kabul edilen bir amel ve zarar etmeyen bir ticaret nasip et." 12- Abdest bittikten sonra:“Ey Rabbim! Beni tövbe edenlerden ve çok çok temizlenenlerden kıl. Beni sâlih kullarından eyle. Beni üzerlerine hiç bir korku gelmeyen ve hiç mahzun olmayanlardan kıl. Seni her an överim ve eksik sıfatlardan uzak olduğunu kabul ederim. Ey Rabbim şahadet ederim ki Senden başka hiç bir ilâh yok, ancak Sen varsın. Senin ortağın yok. Yine şahâdet ederim ki Hz. Muhammed Senin kulun ve resûlündür. Senden beni affetmeni isterim ve Sana tövbe ederim."Ezan duası:"Ey şu tam davetin ve vakti gelen namazın sahibi olan Rabbim! Muhammed aleyhisselâma şefaat vesilesini ve daha pek çok üstün dereceleri ver. Ve onu kendisine vaat ettiğin makam-ı mahmûd'a ulaştır" Buhârî, Ezan, 8; Ebû Dâvud. Salât, 37EFENDİMİZ(s.a.v)'in Dua Günlüğü Sayı : 74 Prof. Dr. Abdulhakim YÜCE Kulun yaratıcısı karşısında takındığı tavra, yani O'nun karşısındaki duruşuna ubudiyet denir. Kur’ân buna tesbih, hamd ve secde gibi isimler vermektedir. (Ra'd, 13/13, İsra, 17/44, Nur, 24/41) Bunlar, duanın çeşitleridir. Hatta namaz ibadetini karşılamak üzere kullanılan salât tabirinin anlamı da duadır.(1) Cürcanî, Ta'rifat, Tesbih md.Her güzel özellikte olduğu gibi ibâdet ve dua burcunun zirvesindeki Zat (s.a.s.)’ın ifadesiyle ibadetin özü duadır.(2) . Tirmizî, Daavat, 1Diğer bir deyişle, bütün ibadetlerin irca edileceği öz, duadır. Aciz, fakir, muhtaç ve kendine yetmediğinin şuurunda olan kulun, tazarru, tezellül ve alçak gönüllülük içinde, Rahmeti Sonsuz'a yönelip, hâlini arz etmesinin ayrı bir unvanı sayılan dua, kulun Rabbi'ne karşı iman, güven ve itimadının bir gereğidir. Dua sadece bir şeyler istemek demek değildir. Bizi yaratan ve yaşatan Sonsuz Kudret’in sahibi önünde, kendi aczimizi ve hiçliğimizi anlamak, kendi kendimize yeterli olmadığımızı bilmektir. Bizi en iyi bilen Rabbimizin huzurunda iç dünyamızı şerhetmektir. Dua, dudaktaki sesler ve kelimeler değil, kalpteki iniltiler ile ruhtaki sızılardır. "Rabbinize yalvara yakara gizlice dua edin, muhakkak ki Allah, haddi aşanları sevmez. O'na korkarak ve umarak dua edin." (A'raf, 7/55–56). Ve dua insanın değer ölçüsüdür: "De ki, eğer duanız olmasaydı Rabb'im size değer verir miydi?" (Furkan, 25/77). Günümüzde, sadece beş vakit namazın veya belli bir kısım ibadetlerin sonuna sıkıştırılarak küçültülen dua, gerçekte hayatın ve hayat ötesinin en büyük lâzımıdır. Aslında yaşadığımız hayat, baştan sona duadan ibarettir. Dua, Rıza-i İlâhî’nin ve cennet yurdunun anahtarıdır. Yine dua, kuldan Rabbe yükselen kulluk nişanı, Rab’den kula inen rahmet simgesidir.(3) Deylemî, el-Firdevs, II, 224. Daha doğrusu o, Allah’la kul arasındaki münasebetin tam odak noktasıdır. Dua, imkân âlemi ile lâhut âlemini birleştiren ulvî bir miraçtır. Onun için de en makbul dua mü’minin miracı olan secdede yapılan duadır.(4) . Müslim, Salat, 215; Nesaî, Mevakit, 35. Sabah Kalkınca Sabah olunca O şu duayı okurdu:اللَّهُمَّ إِنِّي أَصْبَحْتُ أُشْهِدُكَ وَأُشْهِدُ حَمَلَةَ عَرْشِكَ وَمَلَائِكَتَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ أَنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ “Allah’ım! Ben, şunu ikrar ederek sabahladım: Seni, arşının hamelelerini, meleklerini ve bütün mahlûkatı şahit tutuyorum ki, Sen kendisinden başka ilâh olmayan Allah’sın ve Muhammed Senin kulun ve resûlündür.”(6) . Ebû Davud, Edep, 101; Tirmizî, Daavat, 79. Efendimiz, bütün varlığı, özellikle Allah’a en yakın olan melekleri ve varlığa nezaret eden sekene-i semavatı kendisine şahit tutmakta ve Cenâb-ı Hakk’a arz edeceği hamdini, onların soluklarına katıp öyle arz etmektedir. Efendimizin bu tavrından şu anlaşılıyor: Büyüklerin kapıları çalınırken, evvela tokmağa dokunacak bir el aranmalıdır. O’nun içindir ki Hz. Ömer (r.a.), Medine’de kıtlık olunca, Hz. Abbas (r.a.)’ı elinden tutup bir tepeye çıkarmış, o elleri havaya kaldırarak dua etmiş ve şöyle yalvarmıştı: “Allah’ım! Şu Sana kalkan eller, Sen’in Habibinin amcasının elleridir. Bu el hürmetine yağmur ver!” Ve daha el aşağıya inmeden yağmur yağmaya başlamıştı.”(7) . Kenzu’l-Ummal, XIII, 504. Bu bir Ömer (r.a.) ferasetidir ve dersini, Efendimizin duasına ve yakarışlarına meleklerin soluklarını katmasından almıştır. Allah Resûlü’nün sabah yaptığı dualar arasında şu da vardır: “Ey semâvât ve yeri yaratan, gayb ve şahâdet âlemini bilen, celâl ve ikram sahibi Allah’ım! Sana şu dünya hayatında bağlılığımı ilân ediyor ve Sen’i buna şahit tutuyorum, Sen şahit olarak yetersin.”(8) . Müsned, I, 412.
Bu duada Esma-i İlahî’den ‘Fâtır’ isminin kullanılması anlamlıdır. Sanki şöyle denilmektedir: “Gökleri ve yeri fıtrata göre yaratan, onları fıtrat kanunlarına açık hâle getiren Sensin. Bu fıtrat kanunları içinde, tıbbın, fiziğin, kimyanın, astrofiziğin, astronominin kendilerine göre kanunları vardır. Sanki her sabah bu kanunlar yenileniyor ve varlığa açık hale geliyorlar. Bunlara, bu düzeni ve bu temiz çehreyi veren Sensin!”
Elbise Giyerken ve Yemek Yerken ‘Biz’ dâhil bizim zannettiğimiz her şeyin gerçek sahibi şüphesiz Allah’tır. O’nun yardım ve ‘atâ’sıolmadan hiçbir şey kazanmamız mümkün olmayacağı gibi ne nefes alabilir, ne yemek yiyebilir, ne de yürüyebiliriz. Fakat nedense insan ‘benim ve O’nun’ der Allah’ın mülküne ortak olmak ister ve “Ben kazandım, ben elde ettim, ben başardım, şu benim…” diyerek büyük bir gurur, gaflet ve bazen şirk içine düşer. İşte insanlığı böyle bir tehlikeden kurtarmak isteyen Hz. Peygamber (s.a.s.), her nimet karşısında ona uygun bir şekilde dua eder ve tevhidi her çeşidiyle tonlu bir şekilde vurgulardı. Mesela güzel bir elbise giyerken veya yemek yerken şu dualarına şahit olunmaktadır: الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي كَسَانِي هَذَا الثَّوْبَ وَرَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلَا قُوَّةٍ "O Allah'a hamdolsun ki, benden herhangi bir havl ve kuvvet olmaksızın bu elbiseyi bana giydirdi ve (bunu) bana rızık olarak verdi"(9. Ebu Davud, L;bas, 11.)
Yemek Duası Yemek duası üç kelime ile özetlenebilir: Zikir, fikir, şükür. Yani yemek yemeğe başlamadan "bismillah" der; yemek esnasında kendisine bu nimetleri veren Rezzak-ı Kerimin nimet ve fazlını tefekkür eder, yemekten sonra da şu duayı okur: الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَجَعَلَنَا مُسْلِمِينَ "Bizi nimetleriyle yediren, içiren ve bizi Müslüman kılan Allah'a hamd olsun."(10) . Ebû Davud, At'ime:15.
Ezandan Sonra Ezan, günde beş defa okunan ve içeriği İslâm’ın temellerini anlatan; bütün Müslüman topluluklarda aynı cümlelerle okunan adeta semavî bir sofraya yapılan İlahî bir davettir. Bu çağrıyı bize talim eden Kâinatın Efendisi’dir. Öbür tarafta elimizden tutacak da O’dur. Bu noktaya vurgu yapan ve ezandan sonra okunacak şu duayı da yine O bize talim etmiştir: اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلَاةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّدًا الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا الَّذِي وَعَدْتَهُ“Ey bu kâmil davetin ve kılınacak namazın rabbi olan Allah’ım! Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’e Vesile’yi ve Fazilet’i lütfet ve O’nu kendisine vadettiğin Makam-ı Mahmud’a ulaştır.”(11) Buharî, Ezân, 8.
Eve Girerken / Çıkarken Ev hayatının insan için çok önemli bir yeri vardır. Hayatımızın büyük bir kısmı evde geçmektedir. Sadece ihtiyaç nispetinde dışarı çıkar ve sonra tekrar oraya döneriz. Ev halkının yanı sıra, melekler, diğer ruhanîler, gözle gördüğümüz veya göremediğimiz birçok varlık bu mekânı bizimle paylaşır. Ev dinlenme yeri, eğitim yuvası ve mahremiyetler ocağıdır. Orada olup biten şeylerin hep iyilik ve güzellik kuşağında olması bütün toplum hatta insanlık için hayatî öneme sahiptir. Öyle ise her işimizde olduğu gibi eve girerken de Rabbimize sığınmalı ve O’na dayanmalıyız. Efendimiz (s.a.s.) eve girip çıkarken bu muhtevayı taşıyan dualar okurdu. İki tanesini vermekle yetiniyoruz: Eve girerken: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ الْمَوْلَجِ وَخَيْرَ الْمَخْرَجِ بِسْمِ اللَّهِ وَلَجْنَا وَبِسْمِ اللَّهِ خَرَجْنَا وَعَلَى اللَّهِ رَبِّنَا تَوَكَّلْنَا ثُمَّ لِيُسَلِّمْ عَلَى أَهْلِهِ “Allah’ım! Her giriş ve çıkışımda senden hayır diliyorum. Allah'ın adıyla evimize girer, Allah'ın adıyla çıkarız ve sadece Rabbimize dayanıp güveniriz. Sonra da ev halkına selam versin"(12) . Ebû Davud, Edeb, 112. Evden çıkarken: بِسْمِ اللَّهِ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللَّهِ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ "Allah'ın adını anarak (evimden çıkıyorum) ben, Allah'a dayanıp tevekkül ettim. (Her türlü bela, musibet ve olumsuzluklardan uzaklaşmak; hayır ve güzelliklere nail olmak ancak Yüce ve azamet sahibi) Allah’ın havl ve kuvvetiyledir. "(13) . Tirmizî, Daavat, 34.
Helâya Girerken Helâ, banyo, hamam vb. yerler necaset ve pis kokuların bulunduğu mekânlardır. Eskiye nazarangünümüzde temizlik malzemeleri daha çok gelişmiş olmasına rağmen bu mekânların evin diğer yerleri kadar temiz tutulmaları mümkün görünmemektedir. En azından psikolojik açıdan yeterince temiz olmadıkları duygusu hep hâkimdir. Ve insanlara psikolojik açıdan zarar veren, başta cinler olmak üzere, şer ruhlar bu tür yerlerde daha çok bulunurlar, buralar onların hâkimiyet sahasıdır. Hatta bazılarının gıdası necis şeylerdir ve pis kokulardan hoşlanırlar. İşte bu yerlere girerken zarar görmeden çıkabilmek için Efendimiz (s.a.s.) şu duaları okur ve ümmetine talim buyururdu: اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ الْخُبُثِ وَالْخَبَائِثِ “Allah’ım! Her türlü pislikten ve pis olan şeylerden (bütün şeytanların şerrinden) sana sığınırım."(14) . İbn Mace, Taharet, 9. Helâdan çıkarken ise şu duayı okurdu: الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَذْهَبَ عَنِّي الْأَذَى وَعَافَانِي “Benden eziyeti gideren ve afiyet ihsan eden Allah’a hamdolsun.”(15) . İbn Mace, Taharet, 10.
Yola ÇıkarkenSefere Çıkarken Okunacak Duâlar Sefere çıkarken şu beş sûre, evvelinde ve sonunda besmele-i şerîfe ile okunmalıdır: Kâfirûn, Nasr, İhlâs, Felâk ve Nâs sûreleri.Çünkü Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:"Bir sefere çıktığın zaman arkadaşların içinde hâli en güzel ve azığı en bol bir kimse olmak ister misin ey Cübeyr? Öyle ise şu beş sûreyi oku: Kâfirûn, Nasr, İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini. Her sûreye besmele ile başla ve besmele ile bitir." (1)Seferde ise şu duâ okunmalıdır:"Rahman, Rahîm Allah'ın adıyla. Ey Rabbim! Senden yardım istiyorum, sana tevekkül ediyorum, benim işimin zorluğunu azalt! Seferimin meşakkatini kolaylaşdır ve beni hayırla rızıklandır. Benden her türlü şerri defet. Sadrıma inşirah ver. İşimi kolaylaşdır, dilimdeki düğümü çöz. Ey Rabbim, kendimi, dinimi, ehlimi, malımı, akrabamı ve seninle benim aramda âhiret ve dünyâya müteallik ne varsa cümlesine seni bırakıyorum ve sana emânet ediyorum. Bizim hepimizi her türlü kötülükten ve üzücü şeylerden muhafaza et! Ey kerem sahibi Rabbim! Beni ve benim berâberimdekileri muhafaza et! Beni ve berâberimdekileri selâmette kıl, beni ve berâberimdekileri menzilimize ulaştır ey Rabbim! Ey Rabbim! Sana tevbe etdim, Sana sarıldım, takvayı bana azık olarak ver, günâhımı mağfiret et, her nereye yönelirsem beni hayra yönelt!" (2)"Sefere çıkmayı düşünerek evinden ayrılan bir kimse yola çıkarken:derse en hayırlı bir yere çıkmakla nasiblendirilir ve kötü bir yere çıkmanın şerri ondan geri çevrilir. " (3)"Sizden biriniz bir sefere çıkmak, yahud bir menzilde konaklamak isteyince, eşyasını koyup, etrafa bir çizgi çektikten sonra:"Rabbim, Allah'dır, O'nun şeriki yoktur!" derse eşyası muhafaza olunur." (4)
(1) Tuhfetü'z-zakirîn, 158 İbn es-Seniy'den (2) krş. el-Ezkâr, 195 vd. (3) Râmüzü'l-ehâdîs, 42. (4) krş. Müslim, Zikir, 54, 55. Ne kadar konforlu olursa olsun, her yolculuk beraberinde bazı sıkıntılar taşımaktadır. Her ayrılık acıdır, … Ayrıca yolculuklar sürprizlere gebedir, yabancı diyarlarda ne ile karşılaşacağımızı bilemeyiz, gidip dönmemek de var… Geride kalanlar için de ayrılık her zaman acıdır. Hele yolculuğa çıkan evin reisi baba veya temel direği anne ya da evin ciğerpareleri evlatlar ise… Bu ve benzeri durumlardan ötürü her yolculuk bir dua vaktidir. Onun için Efendimiz (s.a.s.) yola çıkmadan dua ettiği gibi, yolculuk boyunca veya oraya vardıktan sonra ya da nahoş bir durumla karşılaşınca, hatta bir yüksekliğe çıktığında veya indiğinde çeşitli dualar etmiştir. Biz sadece yolculuğa çıkmadan yaptığı dualardan birini kaydetmek istiyoruz: “Üç defa ‘elhamdülillah’, üç defa ‘Allahu ekber’ der sonra şu dua ayetini okur:َ سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُون “Bu (vasıtayı) bizim hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir, yoksa biz buna takat getiremez, güç yetiremezdik. Biz elbette Rabbimize dönmekteyiz.” (Zuhruf, 43/13–14) اللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ فِي السَّفَرِ وَالْخَلِيفَةُ فِي الْأَهْلِ اللَّهُمَّ ازْوِ لَنَا الْأَرْضَ وَهَوِّنْ عَلَيْنَا السَّفَرَ “Allah'ın adıyla. Allah’ım! Yolculukta arkadaş, ailede vekil Sensin. Allah’ım! Bu seferimizde Senden birr u takva ve razı olduğun ameller istiyoruz. Allah’ım! Bu yolculuğun uzaklığını bize yaklaştır ve onu kolaylaştır.”(16) . Müslim, Hacc, 425; Tirmizî, Daavat, 41.
Aksırma / Hapşırma Esnasında Tabiatımız icabı karşılaştığımız olaylardan biri de hapşırmadır. Yalnızken veya başkasının yanında, ya da başkası bizim yanımızda böyle bir durumla karşılaşabilir ve kaçınılmaz olarak sesli olduğundan etraftakiler duyar. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu durumda hapşıranın nasıl dua edeceğini ve yanındakilerin ona nasıl mukabelede bulunacağını uygulamalı bir şekilde göstermiş, bu şekilde davranmayanları da ikaz etmiştir. Dua ve cevabı kısaca şu şekildedir: 39-Aksırmak Sizden biriniz aksırınca; "Elhamdülillah" "Allah'a hamdolsun." desin.
(Bunu işiten) kardeşi veya arkadaşı;"Yerhamükâllah" "Allah'ın rahmeti üzerine olsun." desin.
O da;
"Yehdikümullahü ve yuslihu bâleküm" "Allah size hidayet etsin (hidayette dâim kılsın) ve halinizi ıslah eylesin." desin. (Buhari; 7/125) Aksıran kimsenin; ‘Elhamdulilllah’ "Allah'a hamd olsun" demesi, onu işiten kimsenin de: ‘Yerhamukellah’ "Allah sana merhamet etsin" demesi gerekir. Aksıran kişi, kendisine ‘Yerhamukeallah’ denildiğini duyunca: ‘yehdiyekumullah ve yüslihu balekum’ "Allah bize ve size hidayet versin" veya "Yehdikumullahu ve yuslihu balekum" "Allah, size hidayet etsin ve işlerinizi düzeltsin" demelidir.(17) . Buharî, Edep, 125.
Namazdan Sonra / Tesbihât Duanın kabule en yakın olduğu zaman dilimlerinin ilk sıralarında, farz namazların hemen arkasında yer alan vakit yer almaktadır. Zira kişi dinin direği olan namazla günahlarından arınmış, secdeleriyleRabbine en yakın yere ulaşmış, duygu yüklü bir ruh atmosferine girmiş ve henüz günah işlemeye fırsat bulamamıştır. Bu durumu elbette iyi değerlendirmek gerekir. Yapılacak en güzel şey, değer ölçümüz olan duaya sarılmak ve evrensel koroya katılıp Rabbimizi tesbih etmektir. İşte ilk dönemlerden günümüze kadar uygulanan namaz tesbihâtı, tesbih, hamd, tekbir, salâvat, esma-i hüsna gibi dua ve zikrin değişik şekil ve unsurlarının yanında, başlı başına bağımsız bir dua kısmını da ihtiva etmesiyle yapılacak bu en güzel işin tanzim edilmiş şeklidir. Tesbihat genelde bilindiği ve konuyla ilgili mecmualar tertip edildiği için fazla teferruata girmek istemiyoruz.
Akşam Olduğunda Güneş doğarken, sabahın ilk vakitlerini değişik dualarla taçlandıran Allah Resulü, güneş batarken ve ortalığa karanlık çökerken de dua ederdi. Adetâ bu dualar O’nun gündüzünün ve gecesinin kandilleri olurdu. Ve O, kandilleri yakmayı hiç ihmal etmezdi. Ezcümle şöyle derdi: اللَّهُمَّ إِنِّي أَصْبَحْتُ أُشْهِدُكَ وَأُشْهِدُ حَمَلَةَ عَرْشِكَ وَمَلَائِكَتَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ أَنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ “Allah’ım! Sen’den başka ilah olmadığına, birliğine ve şerikin olmadığına ve Muhammed’in Sen’in kulun ve Rasulün olduğuna, Sen’i, hamele-i arşını, meleklerini ve bütün mahlukâtını şahit tutarak akşamladım.”(18) . Ebû Davud, Edep, 101.
Uykudan Önce Uyku ölümün küçük kardeşidir.(19) Ebû Nuaym Hilye, VII, 90. İnsan uykuya girerken bu şuur içinde girmelidir. Zira bu göz kapayış, onun için dünyaya ait bir son olabilir. Öyle ise yatağa gafletle değil, uyanık bir şuur ve dikkatle girmelidir. Allah Resulü (s.a.s.) yatağa girmeden evvel çoğu zaman şunları okurdu: Bakara sûresinin baş kısmı ve son üç âyeti (amenerrasulü)(20) . Darimî, Fezailu’l-Kur’an, 14. Âyet’el-Kürsî(21) . Tirmizî, Fezailu’l-Kur’an, 2., Yâsîn sûresi(22) . Mecmau’z-Zevaid, VII, 97. Secde sûresi(23) . Tirmizî, Fezailu’l-Kur’an, 8. ve Mülk sûresi.(24) . Tirmizî, Fezailu’l-Kur’an, 8. Ardından üçer defa olmak üzere İhlas ve Muavvizeteyn sûrelerini ve bir defa da Kâfirûn sûresini okur(25) . Ebû Davud, Edep, 108; Tirmizî, Daavat, 22. ;sonra da ellerini birleştirerek avucuna üfürür ve ellerini vücudunun ulaşabildiği her noktaya sürerdi.(26) . Tirmizî, Daavat, 21. Başka dualar da okuduğu hadis kitaplarında rivayet edilmektedir. Yatağına girdikten sonra da 33 defa ‘Sübhanallah’, 33 defa ‘Elhamdülillah’ ve 33 (bir rivayette 34) defa ‘Allahu ekber’ der ardından da birçok dua okurlardı.(27) . Buharî, Daavat, 11; Müslim, Zikir, 80. Bu dualardan birisi de şudur: اَللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لَا مَلْجَأَ وَلَا مَنْجَا مِنْكَ إِلَّا إِلَيْكَ اللَّهُمَّ آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ "Yüzümü Sana çeviriyor ve işlerimi Sana havale ediyorum. Hem korkarak hem de ümit ederek sırtımı Sana dayıyorum. Senden ancak yine Sana sığınılır, başka sığınak yoktur. Allah’ım! İndirdiğin kitaba ve gönderdiğin Nebî’ye îmân ettim.”(28) . Buharî, Daavat, 6–7; Tirmizî, Daavat, 16.
Gece ve Seher VaktiSeher Vaktinin Fazileti Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-den rivâyete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır;"Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ her gece, gecenin son üçde biri kaldığı sırada dünyâ semâsına nüzul eder ve şöyle buyurur: '' Bana duâ eden var mı, duâsına icabet edeyim? İstediğini vereyim. Bana istiğfar eden var mı, onu mağfiret edeyim? (1)Bu hadîs-i şerîf, gecenin son üçde birinin vakti icabet olduğuna büyük müjdelerle beraber delâlet etmektedir."Gece yarısında semânın kapıları açılır ve bir münâdî şöyle seslenir: "Hiç duâ eden var mı, icâbet olunsun, bir şey isteyen var mı verilsin, bir sıkıntıda olan var mı kurtarılsın. Her hangi bir duâ ile duâ eden hiç bir müslüman yoktur ki Allah Teâlâ ona icabet etmiş olmasın. Ancak şehveti için koşan zinâkâr kadınla ayyaş ve işret ehli mü | |