|
Haset, çok kötü bir ahlâktır. Hem haset edene hem haset edilene hem de topluma büyük zararlar tevlid eder. Elbette en büyük zararı haset eden kişi görür. Haset, başkasının sahip olduğu nimetin elinden çıkmasını istemektir. Başkasının sahip olduğu nimetin elinden çıkmasını istemeden, o nimete kendisinin de sahip olmasını istemek ise gıbtadır. Birincisi haram, ikincisi caizdir.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:
"Ancak iki kişiye gıbta edilir: Biri, Allah’ın kendisine bahşettiği hikmetle (ilimle) hükmeden onu insanlara öğreten, diğeri Allah’ın kendisine mal verip de, onu Allah yolunda harcayan kişidir." (Buhari, Müslim)
Ancak bir kısım insanlar vardır ki, ellerindeki imkanları kötü yollarda, Allah Teâlâ’nın haram kıldığı yerlerde kullanırlar. Bir makam ve mevki elde etmişlerse bunu çıkarları için kullanır, diğer insanlara zulüm vasıtası yapar; bir servete sahip olmuşsa, servetini insanları Allah yolundan saptırmak için sarfeder, Allah Teâlâ’nın haram kıldığı yollarda harcar. Böylelerinin öncelikle ıslahı için dua edilir. Islah olmazlar, kötülüklerine devam ederlerse, ellerindeki imkanların yok olması için beddua edilir. Bu gibi kişiler için böyle bir davranış haset değildir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:
"Hasetten şiddetle kaçının. Çünkü kıskançlık, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi sevapları yer bitirir." (Ebu Davud)
İmam-ı Gazali rahmetullahi aleyh İhya’sında hasetin bir çok sebepleri olduğunu, en mühim sebeplerinin ise:
1- Düşmanlık ve kin.
2- Ucub, kendini beğenmek.
3- Baş olma ve mevki hırsı
4- Kötü ruhluluk ve cimrilik olduğundan bahsetmektedir.
Haset ve benzeri kötü ahlâklardan dolayı geçmiş milletler birçok belâ ve musîbete uğramış, birlik ve düzenleri bozulmuş, kendi kendilerine zulmetmişlerdir. Haset, Allah Teâlâ’nın taksimine râzı olmamaktır ve dolayısıyla Allah Teâlâ’ya isyandır. Bu isyanın bedeli ise hem dünyada, hem de ahirette rüsvaylıktır.
Şeyh Sâdi Şirazi Gülistan adlı eserinde şöyle bir hikayeden bahseder:
"Sultan Oğulmuş’un sarayının kapısında bir çavuş oğlunu gördüm. Aklı, zekası, idraki, ince sezişi, ne kadar övülse ondan ziyade idi. Hem de o küçük yaşında alnında büyüklük izleri görülüyordu.
Akıl ve zekasından dolayı başının üstünde büyüklük yıldızı parladı. Hülâsa o çocuk padişahın hüsn-ü nazarına mazhar oldu. Hükemâ şöyle demiştir: Zenginlik hüner iledir, mal ile değil; büyüklük akıl iledir yaş ile değil.
Akran ve emsali o çocuğu kıskandılar, haset ettiler. Onu bir hıyanet ile itham ettiler. İdam edilmesi için boş yere çalıştılar. Dost dostu hakikaten severse, düşman ne yapabilir?
Padişah çocuğa, “Bunların sana düşman olmalarına sebep nedir?” diye sordu. Çocuk şu cevabı verdi:
“Saye-i devletinizde herkesi memnun ettim. Fakat hâsidi, kıskancı memnun edemiyorum. Çünkü hâsidi memnun edecek tek şey, benim saadetimin, efendimin ikbal ve devletinin yok olmasıdır.” dedi.
Kimsenin gönlünü incitmemek elimden gelir. Fakat haset eden bir kişiye ne yapabilirim ki, o kendiliğinden ateş içindedir. Hey haset eden sana diyorum. Sen öl ki kurtulasın. Çünkü haset öyle bir hastalıktır ki, ölümden başka bir sebeple ondan kurtulmak mümkün değildir.
Bedbaht olanlar, bahtiyar olanların saadetinin, mevkisinin yok olmasını arzu ederler. Yarasa gözlü kişi gündüz görmese güneşin ne günahı vardır. Doğrusunu ister misin, güneşin kararmasından ise öyle bir gözün kör olması daha iyidir."
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:
"Size, sizden önceki milletlerin hastalığı olan haset ve kin sirayet etmiş. Bu huylar, kazıyıcı (yok edici)dir. Ben saç kazımayı kastetmiyorum. Onlar din kazıyıcıdır. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş sayılmazsınız. Birbirinizi sevmenizi sağlayacak bir şeyi size göstereyim mi: Aranızda selamı yayın." (Tirmizi)
"Birbirinizden ilgiyi kesmeyin. Birbirinize kin tutmayın. Birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeşler olunuz. Bir Müslümana din kardeşiyle üç günden fazla dargın olması helal olmaz." (Buhari, Müslim)
Müslüman Müslümanın kardeşidir. Müslüman kardeşinin nail olduğu nimetleri kıskanmaz, onun mutluluğuna, saadetine haset etmez. Bilâkis kardeşinin nail olduğu nimetlerden dolayı o da mutluluk duyar, sevinç duyar.
Haset, İblis’in ahlâkıdır. İlk haset İblis’ten sâdır oldu. Adem aleyhisselamı kıskandı da bu kıskançlık onu Allah Teâlâ’nın emrine isyan ettirdi. Huzurdan kovuldu ve lânetlendi.
»
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|