|
|
|
|
Oruç Nedir ve Oruçun hayatımıza katkısı |
İslam'ın beş esasından biri de Ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç, niyet ederek tan yerinin ağarmaya başlamasından (yani imsak vaktinden) itibaren güneş batıncaya kadar yememek, içmemek ve cinsi ilişkiden uzak durmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir.
Oruç, bizi dünyada kötülüklerden sakındıran, ahirette cehennem ateşinden koruyan ve günahlarımızın bağışlanmasına vesile olan önemli bir ibadettir.
Peygamberimiz şu müjdeyi veriyor:
"Kim inanarak ve mükafatını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır."Buhari,Savm,7 Orucun Faydaları
Biz orucu herhangi bir menfaat düşüncesi ile değil,yalnız Allah'ın emrini yerine getirmek ve onun rızasını kazanmak için tutarız. Oruç, bu niyetle tutulduğu takdirde makbul olur.
Ancak, Allah'ın her emrinde olduğu gibi oruç ibadetinde de birçok hikmetler, bizim için maddi ve manevi pek çok faydalar vardır. Biz orucu Allah rızası için tutmakla beraber, bize sağladığı faydalan da bilmek ve değerlendirmek durumundayız. Oruç Oruç :Peygamber (s.a.s.) Efendimiz’in Medine’ye hicretlerinden bir buçuk sene sonra,Şaban ayının onuncu günü farz kılındı.* “Ey mü’minler! Haram olan şeylerden nefsinizi sakınmanız için sizden evvelki geçen ümmetlere farz kılındığı gibi sizin üzerinize de oruç farz kılındı” Bakara 2/183 Açın hali Adamın biri küflü ekmek yiyordu.Bunu gören biri:”Neden bu kadar haris ve aç gözlüsün,dedi Küflü ekmeği iştahla yemeye devam eden adam:”Sabrın sonunda açlık iki misline varınca arpa ekmeği bile helva gibi gelir,”dedi. – Meselelere dışarıdan bakarak anlayıp dinlemeden karar veren yanılmaya mahkumdur. – Sabrın ve sıkıntının sonunda varılan nimetin değeri adaha iyi anlaşılır. Mesnevi Cilt 5 Orucun dereceleri 1-Avamın orucu, 2-Havassın orucu, 3-Ahassü’l-havassın orucu.Avamın orucu : İki uzvu (mide ve tenasül uzvunu) kaza-i şehvetten korumaktır.Havas’sın orucu : Yukarıdaki esaslara riayet ile beraber gözünü,kulağını,dilini,elini,ayağını ve diğer a’zalarını günah işlemekten korumaktır.Ahas su’l,havas’sın orucu : Avam ve havassın orucundaki hususlara riayet etmekle beraber,kalbini hasis emellerden ,dünya düşüncelerinden sıyırmak ve Allah’tan başka her şeyden çekerek bütün mevcudiyetiyle Allah Teala’ya bağlanmak ve hatırına ondan başkasını getirmemektir. * E b u H u r e y r e (r.a.) der ki : Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu : --“Oruç,yeme ve içmeyi bırakmak değildir.Oruç ancak faydasız sözden ve çirkin lakırdıdan uzak kalmaktır.Biri sana söver veya cahilane harakette bulunursa , “ben oruçluyum ,ben oruçluyum ”de .” (36) İbn Hüzeyme ve Hıbban “sahih” lerinde rivayet etmişlerdir.Hakim de rivayet etmiş,Müslim’in şartına göre “sahih” demiştir.Tergib ve Terhib Cilt 5 Sayfa 523 * L ü d e y n o ğ l u A m i r e l – E ş’a r i (r.a.) der ki :Resulullah (s.a.v.)’ın : --“Cuma günü bayramınızdır.Bir gün önce veya bir gün sonrasıyla tutmadıkça,sadece Cuma gününde oruç tutmayınız”buyurduğunu işittim.” (79) Bezzar “hasen isnad”la rivayet etmiştir. Tergib ve Terhib Cilt 2 Sayfa 492 * E b u Hu r e y r e (r.a.) Resulullah (s.a.v.) ‘ın şöyle buyurduğunu rivayet etti : --“Ameller Allah’a pazartesi ve Perşembe günleri arzedilir.Bu nedenle ben de amelimin oruçlu iken arzedilmesini istiyorum. (64) Tirmizi rivayet etmiş ve”hadis hasen garip”demiştir.Tergib ve Terhib Cilt 2 Sayfa 484 * A i ş e (r.a.) şöyle dedi :--“Resulullah (s.a.v.) pazartesi ve perşembe günü oruç tutmaya önem verirdi.”(68) Nesai,İbn Mace ve Tirmizi rivayet etmişlerdir.Tirmizi “hadis hasen,garip”demiştir.Tergib ve Terhib Cilt 2 Sayfa 487 * C e r i r (r.a.) der ki :Resulullah (s.a.v.) : --“Her ay üç gün oruç tutmak ,yani ayın on üç,on dört,ve on beşinci günlerinde oruç tutmak,sene boyu oruç tutmak gibidir”buyurdu. (62) Nesai “ceyyid isnad”la ve Beyhaki rivayet etmişlerdir.Tergib ve Terhib Cilt 2 Sayfa 483 * E b u E y y ü b (r.a.) Resulullah (s.a.v.) ‘ın : --“Kim Ramazan orucunu tutup sonra Şevval ayında da altı gün oruç tutarsa bütün sene oruç tutmuş gibi olur”buyurduğunu rivayet etti .(11) Müslim,Ebu Davud .Tirmizi,Nesai,İbn Mace ve Taberani rivayet etmişlerdir.Tergib ve Terhib Cilt 2 Sayfa 454 * E b u H ü r e y r e (r.a.) ,Hz.Peygamber (s.a.v.) ‘in şöyle buyurduğunu rivayet etti “Her şeyin bir zekatı vardır .Bedenin zekatıda oruçtur.Oruç sabrın yarısıdır.” (55) İbn Mace rivayet etmiştir.Tergib ve Terhib Cilt 2 Sayfa 414 * Peygamberimiz(s.a.v.) de bir Hadis-i Şeriflerinde:”Ey gençler,evlenmeye gücü yeteniniz evlensin.Çünkü evlenmek,gözü haramdan ve insanı zinaya düşmekten korur.Evlenmeye gücü yetmeyenler ise oruç tutsunlar.Çünkü oruç şehveti kırar.”buyurmuştur.Et-terğib Vet-terhib,Terc.C.4.Sh.198,Hd.1. * Ramazanda camilerimiz ve evlerimiz Kur’an nuruyla aydınlanır.Kendimizi herhangi bir kasaba veya şehir camiinde değil Medine’de Ravza-i Mutahhara’da hissederiz.Oruç ve Kur’an içimize nur doldurur ve ruhumuzu okşar.Bu Rama-zan bereketidir.Bu sadece sofrada bolluk değil ruhlarda da derinliktir.Rasülullah (s.a.v.) halkın en cömerti idi.En cömert olduğu ay da Ramazan ayıydı ki;bu ay içinde Cibril (a.s.) kendisine çokca mülaka olurdu.Peygamberimizle Kur’an’ı müzakere ve müdarese ederdi.Bundan dolayı Allah Rasülü Ramazan ayında rahmet habercisi müberek saba rüzgarından daha cömertti. 2-Oruç, Ahlâkımızı Güzelleştirir Oruç, belirli bir süre sadece aç kalma olayı değildir. Oruç, köklü bir irade terbiyesi; insanı kötü alışkanlıklardan temizleyen, iyi huylar kazandıran bir ahlâk eğitimidir.
Peygamberimiz (A.S.) şöyle buyuruyor:
"Her kim yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa, Allah onun yemesini, içmesini bırakmasına değer vermez."Buhari,Savm,8
Bu hadis-i şerifte orucun yüksek hedefi açıkça gösterilmiş, bu ibadetin sadece aç ve susuz kalmaktan ibaret olmadığı, esas gayenin insanı olgunlaştırmak, ahlâk ve fazilet sahibi olarak yetiştirmek olduğu bildirilmiştir. 3-Oruç kötülüklerden Korur " Kur'an-ı Kerim 'de orucun farz oluşunu bildiren ayette Yüce Allah:
"Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de oruç farz kılındı, ta ki korunasınız." Bakara:183 buyurarak orucun hikmetine dikkatimizi çekmiştir.
Allah Tealâ, her derde deva verdiği gibi, her kötülüğe karşı da bize bir korunma vasıtası vermiştir ki, oruç ibadeti bunlardan biridir.
Nitekim Sevgili Peygamberimiz orucun bu koruyucu özelliğini güzel bir benzetme ile şöyle açıklamıştır: "Oruç bir kalkandır."Buhari,Savm,2;Müslim,Sıyam,30 Bilindiği gibi kalkan, eskiden savaşlarda insanı düşmanın kılıcından koruyan bir vasıta idi. İşte oruç, Müslümanı dünyada günah işlemekten, ahirette cehennem ateşinden koruyan bir vasıtadır.
Dünyada her kötülüğün başı, Allah'ı unutmak ve sorumluluk duygusunu kaybetmektir. Oruç ise bize daima Allah'ı hatırlatır, sorumluluk duygusunu geliştirir. Bir ay boyunca devam eden bu manevi eğitimin olumlu tesiri ile insan, davranışlarını kontrol altına alarak her türlü kötülükten uzaklaşır. 4-Oruç, Merhamet Duygularını Geliştirir Hayatında açlık nedir bilmeyen varlıklı bir insan, yoksulların çektiği açlık ve sıkıntıyı gereği gibi anlayabilir mi? Onların çektiği ıztırabı yüreğinde duyabilir mi? Elbette ki, gereği gibi duyamaz. Fakat bu insan, oruç tutarsa, açlığın ne olduğunu bizzat tatmış olur.
Böylece, yokluk içinde kıvranan fakirlerin sıkıntılarını içinde duyarak, şefkat ve merhamet duyguları gelişir. Bunun sonucu olarak da fakirlere yardım elini uzatarak sıkıntılarını giderir, toplumun huzur ve mutluluğuna katkıda bulu- nur.
İşte orucun bize verdiği sosyal adalet dersi... Bizim için en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimiz, insanların en cömerdi idi. O, açları doyurur, kendisi aç kalırdı. Ramazan ayında cömertliği doruk noktasına ulaşır, elinde ne varsa yoksullara dağıtırdı.
Peygamberimizin eşi Hz. Aişe diyor ki: "Allah'ın Resûlü üç gün peş peşe karnını doyurmamıştır. İsteseydi doyururdu. Lâkin yoksulları doyurup, kendisi aç kalmayı tercih ederdi."
Hz. Aişe, Peygamberimizin vefatından sonra ne zaman bir yemek yese ağlamaya başlardı. Bir defasında niçin ağladığı kendisine sorulunca şu cevabı vermiştir: "Hz. Muhammed (A.S) sağlığında doyasıya bir günde iki defa yemek yiyemedi. Onu hatırladığım için ağlıyorum."Tirmizi,Zühd 38 Hz. Ömer'in halifeliği zamanında dokuz ay süren bir kıtlık olmuştu. Ömer: "İhtiyaç sahipleri bize gelsin" diye halka duyuru yapmış, kendisi de Müslümanlar bolluğa kavuşuncaya kadar ekmekle beraber zeytin yağından başka katık yemeyeceğine yemin etmişti.
Halkın sıkıntılarını yüreğinde hisseden ve onlardan farksız olarak yaşayan bu büyük insan, elbisesi yıkandığı ve başka elbisesi olmadığı için bir gün cumaya geç gitmiş ve bu yüzden cemaatten özür dilemiştir.Şa'rani,Et-Tabakatü'l-Kübra,C.1,S.24
Vaktiyle Mısır'da yıllarca süren bir kıtlık olmuştu. O sırada devletin hazinesi Yusuf Aleyhisselam' ın elinde idi. Halk açtı. Hz. Yusuf'da bütün imkanlara sahip olduğu halde karnını doyurmuyordu.
Neden böyle yaptığı kendisine sorulunca, içinde yaşadığı toplumun acılarını yüreğinde duyan bir sorumluluk anlayışı ile şu cevabı vermiştir:
"Eğer ben tok olursam, açların halini anlayamam, yoksulları gereği gibi düşünemem." Aliyyü'l-Kari,Mirkatü'l-Mefatih,C.2,S.492
Oruçla toplumda kalbden kalbe yol açılır. Birinden şefkat ve merhamet, diğerinden sevgi ve saygı. 5-Oruç Sağlığı Korur Sevgili Peygamberimiz, orucun sağlığımız yönünden önemini şöyle belirtiyor: "Oruç tutunuz, sıhhat bulursunuz," Keşfü'l-Hafa,C.2,S.33
İnsanlığın büyük mürşidinin söylediği bu söz, tıbben de kanıtlanmıştır. Konu ile ilgili olarak iki yabancı bilim adamının tesbitleri şöyle:
1940 Nobel Tıp Ödülünü kazanan ünlü bilim adamı Dr. Alexis Carrel "L'Hamme, Cet İnconnu" adlı eserinde, oruç sırasında organizmalarda depo edilmiş besin maddelerinin harcandığını sonradan bunların yerine yenilerinin geldiğini,böylece bütün vücutta bir yenilenme olduğunu anlatır, orucun sağlık bakımından çok faydalı olduğunu" söyler. Hayat Ansiklopedisi,Oruç Maddesi
Fransız profesörü Pierre Moulin (Pier Mulen)'de şunları söylüyor: "İslam dünyasının en yararlı kurumlarından biri oruçtur, Oruç, bedenin hem fiziksel, hem ruhsal dinlenişidir. Dokuları temizler, birikmiş toksinleri, zehirleri atar. Müslümanlar böylece her yıl bir ay bedenlerini dinlendirirler... Hıristiyan dininde orucun bulunmaması büyük bir kayıptır.
Aslında insanların her hafta bir gün oruç tutmaları, başka bir deyimle diyet etmeleri ve sadece meyve suyu içmelerinde büyük yarar var. Böylece vücut, doku ve organlardaki zehirleri atar, beden dinçleşir."Günaydın Gazetesi,Tarih:13Ağustos 1982,s.1 Orucun vücuda faydaları * Ege Üniversitesi’inde,14 öğretim üyesinin yaptıkları araştırmanın sonuçları şu şekilde açıklanmıştır.1-Oruçlu insan da kandaki üre artmamıştır.2-Kandaki protein miktarları azalmamıştır.3-Kan şeker sevyesinde düşüş görülmüştür.4-Serbest yağ asitleri artmamış,eksilmiştir.5-Asitlerin kandaki miktarları artmıştır.6-İdrarda asetan tesbit edilmemiştir. Oruç,zengin insanı fakirin imdadına koşturur.Çünkü oruç tutan insan fakirliğin ,açlığın ne demek olduğunu bizzat yaşayarak öğrenir.Böylece fakir-zengin,idareci-idare edilen,eğiten-eğitilen oruç ile aynı seviyeye gelir.Allah’ın emrine karşı her iki tabaka da birlikte boyun eğer.Böylece kin,nefret gibi duyğular yok olur.Orucun sadece ağız-dil ve mideye mahsus olmadığını biliyoruz.Diğer organ ve duygular da oruç tutmalıdır.Zaten en büyük fabrika olan ve diğer organlara enerji sağlayan mide fabrikasının çarkları durduğu zaman diğer azalar da tatile girerler.Oruçlu;ulvi,yüce değerleri tefekkür ve terennüm eder.Nefsin esaretinden kurtulur,gerçek hürriyetine kavuşur. Yalnız cesed ve mideleri için çalışanlar.Onların bu hali,şairin şu sözlerini kendilerinde temsil ediyor. : Dünya hayatı,yemek,içmek ve uykudan ibarettir. Bunlar bitti mi artık dünyaya selam söyle.Furkan Suresi 43- Kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın? 44- Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidişçe daha sapıktırlar. 6-Oruç, Nimetlerin Kıymetini Öğretir İnsan, elinde olan nimetlerin kıymetini ancak bunlar elinden çıktıktan sonra anlar. Fakat iş işten geçtiği için bunun bir yararı olmaz. Oruç tutmakla bir süre nimetlerden uzak kalan insanın gözünde bu nimetlerin değeri daha iyi anlaşılır.
Bu anlayış insana, onları daha iyi korumasını ve nimetleri kendisine veren Allah'a daha çok şükretmesini öğretir, Nimetlere şükür ise onların çoğalmasına vesile olur.
Allah Teala şöyle buyuruyor: "And olsun, şükrederseniz elbette (nimetimi) artırırım,"İbrahim 7 7-Oruç, insana Sabırlı Olmayı Öğretir Oruç tutmakla belirli bir zaman kendini yememeye, içmemeye alıştıran insan, hayatta karşısına çıkabilecek güçlüklere kolaylıkla sabreder, acılara ve sıkıntılara dayanmasını, zorlukları yenmesini bilir. 8-Oruçludan Beklenen Oruç, sadece yemeyi içmeyi bırakmak değil, aynı zamanda kötülüklerden de uzaklaşmaktır.
Midemiz, yiyecek ve içeceklerden uzak kaldığı gibi, dilimiz yalandan, ellerimiz haram işlerden, gözlerimiz harama bakmaktan, kulaklarınız yalan ve dedi- kodu dinlemekten, ayaklarımız kötü işler peşinde koşmaktan uzaklaşarak oruçtan nasibini almalıdır. oruçludan beklenen budur. Oruç tutan bir Müslüman çeşitli yemeklerle donatılmış sofranın başında helal olan nimetlere elini sürmez, sabırla iftar vaktini bekler.
Allah'ın emri karşısındaki bu teslimiyet ulvi bir manzaradır. Orucun Müslümana kazandırdığı bu irade terbiyesi, insanı nefsani arzuların esaretinden kurtarıp adeta melekleştiren gerçek bir eğitimdir. Şimdi insafla düşünelim:
Helal olan şeylere bile elini sürmeyen bu oruçlu, nasıl olur da harama el uzatabilir. Vücudunun ihtiyacı olan faydalı yiyecek ve içecekleri istediği zaman bırakabilen bir mü'min, nasıl olur da zararlı içkileri kullanmaktan vazgeçmez.
Oruç bize, belirli bir süre helal olan şeylerden uzaklaşmakla haramlardan sakınmayı öğretir 9-Orucun Mükâfâtı Lütfu ve ihsanı sonsuz olan yüce Allah, kullarının ibadetlerine, yaptıkları iyiliklere bire ondan yedi yüz katına kadar mükafat vereceğini bildirdiği halde, bir kudsi hadiste: "Oruç benim içindir, onun mükafatını ben veririm."Buhari,Savm,9;Müslim Sıyam,30 buyurarak oruca ayrı bir önem vermiş; dolayısıyla mükafatının çok daha fazla olacağına işaret etmiştir.
Oruç büyük bir sabır ve fedakarlık sonucu yerine getirilen bir ibadet olduğu için, karşılığı da ona göre kat kat fazlasıyla verilecektir. Hatta oruçlular kendileri için özel olarak ayrılan, "Reyyan" kapısından cennete girecekleri Peygamberimiz tarafından bildirilmiştir. Buhari,Savm,9;Müslim Sıyam,30
Oruçlu, Allah 'ına kavuşup mutluluğun zirvesine çıktığı gün en büyük sevinci tadacaktır. 10 - Oruç Kimlere Farzdır Bir kimseye oruç farz olması için kendisinde üç şartın bulunması gerekir.Bunlar:1.Müslüman olmak,2.Akıllı olmak,3.Ergenlik çağına gelmiş bulunmak.Bu şartlar kendisinde bulunduğu halde,oruç tutamayacak derecede hasta olanlar ile yolcu olanlar,oruç tutmayabilirler.Hastalar iyileşince,yolcular da memleketlerine dönünce tutmadıkları günlerin orucunu kaza ederler.Ergenlik çağına gelmeyen çocuklara oruç tutmak farz değildir.Ancak bünyelerine zarar vermeeycek şekilde çocukları da yavaş yavaş oruç tutmaya alıştırmak uygun olur.Loğusa olan kadınlarla adet gören kadınlar bu hallerinin devam ettiği günlerde oruç tutamaz,namaz kılamazlar.Bu sebeple Ramazan ayında tutamadıkları oruçları ramazandan sonra uygun bir zamanda kaza ederler,yani gününe gün tutarlar.Kılamadıkları namazları ise kaza etmezler. 11 - Ramazan Orucu Kaç Gündür Ramazan ayı bazı yıllarda 29, bazı yıllarda da 30 gün olmaktadır. Ramazan ayı 29 gün olduğu zaman oruç yine tamdır. çünkü farz olan, Ramazan ayının tamamını oruçlu geçirmektir.
Bu sebeple; Ramazan ayının 29 gün olduğu yıllarda tutulan orucun eksik olması söz konusu değildir.
Nitekim, Peygamber Efendimiz dokuz Ramazan orucu tutmuştur. Bunlardan dördü 29 gün, beşi de 30 gün olmuştur.
Ramazan ayı girmeden önce, onu karşılamak maksadıyla bir veya iki gün oruç tutmak doğru değildir. Böyle bir oruç, farz olan Ramazan orucuna ilave görüntüsü taşıdığından mekruh görülmüştür.
Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
"Sizden biriniz Ramazan'ı, bir gün veya iki gün oruçla karşılamasın! Ancak mu'tadı olan bir orucu tutuyorsa onu tutsun." Buhari,Savm,14;Müslim,Sıyam,3
Ayın ve haftanın belirli günlerini oruç tutmayı alışkanlık haline getiren kimsenin oruç tuttuğu günler Ramazan öncesindeki iki güne rastlarsa bu oruçları tutmak mekruh olmadığı gibi, Ramazandan önce iki günden fazla oruç tutmak da mekruh değildir. 12 - Oruç Çeşitleri Beş çeşit oruç vardır:
1- Farz Olan Oruçlar: Ramazan ayında oruç tutmak, Ramazanda tutulamayan orucu başka günlerde kaza etmek ve keffaret oruçları farzdır. 2. Vacip Olan Oruçlar: Adak oruçları ile, bozulan nafile oruçları kaza etmek vaciptir.
3. Sünnet Olan Oruçlar: Muharrem ayının dokuzuncu gününü onuncu günü ile veya onuncu gününü on birinci günü ile beraber oruç tutmak sünnettir.
4. Müstehab Olan Oruçlar: Kamerî ayların on üç, on dört ve on beşinci günleri ile haftanın Pazartesi ve Perşembe günleri ve Ramazandan sonra Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehabdır.
5- Mekruh Olan Oruçlar:
Mekruh olan oruçlar iki kısımdır:
a) Tenzihen mekruh olan oruçlar: Muharrem ayının sadece onuncu günü ile yalnız Cuma ve yalnız Cumartesi günlerinde oruç tutmak, akşamdan iftar etmeyerek bir günün orucunu ertesi güne birleştirmek mekruh olduğu gibi, kişiyi zayıf düşürmesi ve orucu adet haline getireceği için senenin tamamını oruç tutmak da mekruhtur.
b) Tahrîmen mekruh olan oruçlar: Ramazan bayramının birinci günü ile kurban bayramının dört günü oruç tutmak tahrimen mekruhtur.
Bu günler, Allah’ın kullarına birer ziyafet günleridir. Oruç tutarak Allah'ın ziyafetinden kaçmak doğru değildir. Oruca Ne Zaman ve Nasıl Niyet Edilir
Orucun önemli bir şartı da niyettir. Niyetsiz oruç sahih değildir. Bu sebeple; niyetin ne zaman ve nasıl yapılacağının bilinmesi gerekir.
Niyet zamanı itibariyle oruçlar ikiye ayrılır:
1- Güneşin batışından itibaren gündüz kuşluk vaktine kadar niyet edilebilen oruçlar; Ramazan ayında tutulan, belirli günlerde tutulması adanan oruçlar ile nafile olarak tutulan oruçlardır.
Bu oruçlara geceleyin imsak vaktinden önce niyet edilebileceği gibi, gündüz kuşluk vaktine kadar da niyet edilebilir, imsaktan önce niyet etmek daha faziletlidir.
Gündüz oruca niyetin caiz olması, imsak vaktinden sonra bir şey yemeyip, içmemeye ve orucu bozan bir iş yapmamaya bağlıdır. Eğer oruca aykırı bir şey yapılmış ise gündüz niyet caiz olmaz.
2- İmsak vaktinden önce geceleyin niyet edilmesi gereken oruçlar: Bunlar; Ramazanda tutulamayıp başka zamanda kaza edilen Ramazan orucu ile her çeşit keffaret oruçları, başlanıp ta bozulan nafile oruçların kazası ve mutlak olarak adanan (zamanı belirlenmeyen) oruçlardır.
Bu oruçlar için belirlenen bir vakit olmadığından bunlar için imsaktan önce geceleyin niyet etmek lazımdır. Bu oruçlara tan yeri ağardıktan yani imsak vakti geçtikten sonra niyet edilmez.
Ramazan orucuna akşamdan itibaren kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir. Şöyle ki; Normal olarak oruca sahur yemeğini yedikten sonra niyet edilir. Ancak sahurda uyanamayıp yeme içme zamanının bittiği imsak vaktinden sonra kalkan bir kimse, güneş doğmuş olsa bile, kuşluk vaktine kadar o günün orucuna niyet edebilir. Yeter ki, imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir şey yapmasın.
Sahura kalkmak istemeyen bir kimse, akşamdan sonra yarının orucuna niyet edebilir, geceleyin kalkıp tekrar niyet etmesi gerekmez.
Oruç tutmak maksadıyla sahura kalkmak niyet sayılır. Sahura kalkmayan ve daha önce oruca niyet etmeyen bir kimse de kuşluk vaktine kadar niyet edebilir. Böyle geç niyet etmiş olanların oruçlarında bir eksiklik yoktur. Kuşluk vaktinden sonra oruca niyet edilmez.Niyet, esasen kalb ile olur. Yani geceleyin,yarın oruç tutacağını kalbinden geçiren kimse niyet etmiş demektir. Oruç tutmak düşüncesi ile sahur yemeğine kalkan kimsenin bu düşüncesi de niyettir. Oruca kalb ile niyet etmek yeterlidir.
Ancak kalb ile yapılan bu niyeti dil ile söylemek daha iyidir. Bu sebeple, oruç tutacak olan kimse, hem içinden niyet etmeli, hem de dil ile: "Niyet Ettim Ramazan-ı Şerifin yarınki orucuna" diye söylemelidir. Her ,günün orucun ayrı niyet etmek lâzımdır. 13 - Orucu Bozan Şeyler Oruca aykırı olan bir şeyin yapılması halinde oruç bozulur. Orucu bozan bazı şeyler hem kaza, hem de keffareti gerektirir. Orucu bozan bazı şeylerden dolayı da sadece kaza gerekir. 14 - Orucu Bozup Kaza ve Keffareti Gerektiren Şeyler 1. Mazeretsiz, oruçlu olduğunu bilerek yemek ve içmek, (yenilip içilen şey ister gıda, ister ilaç olsun)
2. Oruçlu olduğunu bile bile cinsel ilişkide bulunmak, Karı kocadan biri ötekine zorla cinsel ilişkide bulunduğu takdirde, zorla ilişkide bulunana kaza ve keffaret, kendisine zorla ilişkide bulunulan kişiye de kaza lâzım gelir, 3. Ağzına giren yağmur,kar ve doluyu kendi isteğiyle yutmak,
4. Sigara içmek, ödağacı veya anber ile tütsülenip dumanını içeri çekmek,
5. Enfiye çekmek,
6. Buğday ve arpa tanesi yutmak,
7. Dışardan bir susam tanesi kadar bir şeyi alıp yutmak
8. Az miktarda tuz yemek,
9. Kan aldırdıktan veya sadece karısını öptükten sonra orucu bozulduğu kanaatiyle bile bile orucunu bozmak.
Ramazan ayında niyet ederek oruca başlayan kimse, saydığımız şeylerden birini bilerek ve özürsüz olarak yaparsa orucu bozulmuş olur. Bozulan bu orucu kaza etmesi ve kasten bozduğu için de keffaret tutması gerekir. 15 - Orucu Bozup, Yalnız Kazayı Gerektiren Şeyler 1. Çiğ pirinç, un, hamur, pamuk, bir defada çok miktarda tuz; kağıt, zeytin çekirdeği gibi yenilmesi ya da yutulması mutat olmayan şeyleri yemek veya yutmak. (Yenmesi ya da yutulması mutat olan şeyleri yemek veya yutmak orucu bozar ve kefareti gerektirir.)
2. Taş, toprak, demir, altın ve gümüş gibi şeyleri yutmak,
3. İçi olmayan ceviz ve badem yutmak, (Bunların içi olanları yenildiği takdirde keffaret gerekir)
4. Makattan ilaç ya da sıvı şırınga etmek,
5. Burnuna ilaç çekmek,
6. Kulağın içine yağ damlatmak,
7. Başta bulunan yaraya konulan ilacın dimağa (beyne), karındaki yaraya konulan ilacın içeriye ulaşması.
Bu, Ebu Hanife'nin görüşüdür. Buna göre; iğne yaptırmak orucu bozar ve kazayı gerektirir. çünkü iğne vasıtasıyla vücuda verilen ilaç iç kısımlara kadar ulaşmaktadır. İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'e göre; tabii olmayan yollar dışında vücudun başka tarafından açılan bir yoldan içeri giden ilaç, orucu bozmadığı için iğne yaptırmakla oruç bozulmaz. Çünkü vücuda verilen ilaç, ağız gibi tabii bir yoldan değil, deriden açılan başka bir yoldan verilmektedir.
Ancak, ibadetlerde ihtiyatlı hareket etmek esas olduğundan Ramazanda iğne yaptırmak zorunda olan kimse bunu mümkünse iftardan sonra yaptırmalıdır.
Bu mümkün olmaz da gündüz iğne yaptırmak zorunda kalırsa, İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed'in görüşlerini esas alarak orucuna devam eder ve bu orucunu daha sonra kaza etmesi gerekmez.
8. Ağzına aldığı boyalı iplik gibi şeylerin boyası ile rengi değişen tükürüğü yutmak,
9. Boğazına kaçan kar veya yağmuru kendi isteği olmayarak yutmak, (Kendi isteği ile yutarsa keffaret gerekir)
10. Zorlama ile oruç bozmak,
11. Dişleri arasında nohut tanesi kadar kalan yemek kırıntısını yutmak,
12. Abdest esnasında ağzına ve burnuna su alırken kendi elinde olmayarak boğazına su kaçmak,
13. Unutarak yiyip içtikten sonra orucunun bozulduğunu zannederek yiyip- içmek,
14. Ağız dolusu kusmak, (Kendi isteği ile)
15. Ağız dolusu gelen veya kendi isteğiyle getirdiği kusuntuyu mideye geri çevirmek,
16. Kendi isteği ile içine veya genzine duman çekmek. Kendi isteği ile olmazsa oruç bozulmaz, (içeri çekilen duman sigara dumanı olursa keffaret gerekir.)
17. Güneş batmadığı halde,battı zannederek iftar etmek,
18. imsak vakti geçtiği halde daha vakit vardır zannederek yemek,
19. Cinsel ilişki dışında kadına dokunmak veya öpmek sonucu boşalmak,
20. Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak, (Ramazan orucundan başka bir orucu bilerek bozmak sadece kazayı gerektirir.)
21. Ramazan orucuna niyet etmiyerek yiyip içmek, (Keffaret, niyet edilerek başlanan orucu bilerek bozmaktan lazım gelir. Oruca niyet edilmeyerek yiyip içtiği takdirde sadece o günün orucunu kaza eder.)
22. Misafir iken oruca başlayıp ikamete niyet ettikten sonra yemek,
23. Mukim iken oruca başlayıp sefer mesafesi yolculuğa niyet ederek bulunduğu yerin sınırlarını geçtikten sonra orucu bozmak,
24. Kulağa yağ damlatmak.
Sayılan bu şeylerden birini yapan kimsenin orucu bozulur ve bozulan orucun gününe gün kaza edilmesi gerekir.
Bunlardan biri ile orucu bozulan kimsenin akşama kadar orucu bozacak bir şey yapmaması vaciptir.
Gündüz iyileşen hasta, yolculuğu sona eren misafir, ayhali veya lohusalıktan temizlenen kadın, ergenlik çağına gelen çocuk ve müslüman olan gayr-i müslim, Ramazan ayına saygı için günün kalan kısmında oruçlu imiş gibi akşama kadar orucu bozacak şeylerden sakınmalan uygun olur.
Oruca niyetlenen kadın, gündüz ayhali veya lohusa olursa, orucunu bozması lazımdır. Akşama kadar oruçlu gibi durması haramdır.
Kadın, henüz ayhali olmadan adet günümdür diyerek orucunu bozmamalıdır.
Hasta ve yolcu olup oruç tutmayan kimselerin yemeden, içmeden durmaları gerekmez. Ancak bunlar açıktan değil de gizli olarak yerler. 16 - Orucu Bozmayan Şeyler 1. Oruçlu olduğunu unutarak; yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmak.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Bir kimse oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, (sakın) bozmasın. Çünkü onu, Allah yedirmiş, içirmiştir.Buhari,Savm,7
Unutarak yiyip içerken oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzını boşaltıp yıkar ve oruca devam eder. Oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra boğazından aşağıya bir şey geçerse orucu bozulur. Bir kimse unutarak yiyen bir oruçluyu gördüğünde eğer güçlü kuvvetli olup, oruca dayanabilen bir kişi ise, oruçlu olduğunu kendisine hatırlatır, zayıf ve güçsüz bir kişi ise hatırlatmaz.
2. Bir suya dalıp kulağına su kaçmak.
3. Kendi isteği olmayarak boğazına toz ve duman girmek.
4. Kendi isteği olmayarak kusmak.
5. Kendiliğinden içeriden gelen kusuntu yine kendiliğinden içeriye gitmek.
6. Uyurken ihtilam olmak (yani uyurken cünüplük hali meydana gelmek.)
7. Dokunma ve öpme olmadan sadece bakmak veya düşünmek sebebiyle boşalmak.
8. Karısını sadece öpmek.
9. Geceleyin cünüp olduğu halde sabaha kadar yıkanmayıp gündüz yıkanmak.
10. Dişleri arasında sahur yemeğinden kalan ve nohut miktarından az olan kırıntıyı yutmak.
1l. Ağzındaki tükürüğü yutmak. Ağzından dışarı çıkıp tamamen ayrılan tükürüğü tekrar yutmak orucu bozar.
12. Ağzına gelen balgamı yutmak.
13. Kafasından burnuna gelen akıntıyı içine çekip yutmak.
14. Ağzına aldığı (Mesela, dişine koyduğu) ilacın tadı boğazına varmak.
15. Erkeğin tenasül organına ilaç veya su akıtmak.
16. Göze ilaç dökmek.
17. Kan aldırmak.
18. Gözlerine sürme çekmek. Bu saydığımız şeylerin hiçbirisi orucu bozmaz. 17 - Oruçluya Mekruh Olan Şeyler 1. Bir şey tatmak.
Mesela, kadının kocası yemeğin tuzunun az veya çok olmasından dolayı hanımını rahatsız ederse, kadın bir şey yutmadan diliyle yemeğin tuzuna bakabilir. Yemek pişiren ücretli de böyledir.
2. Gereksiz olarak bir şey çiğnemek. çocuğu için bir şey çiğnemesi gereken kadın, bu işi yapacak başka bir yol bulamazsa küçük çocuğunu korumak maksadıyla çiğneyebilir.
3. Kendine güveni olmayan kimsenin hanımını öpmesi ve kucaklaması. Bir boşalma olmaması durumunda böyledir. Eğer öpmek veya kucaklamakla boşalma meydana gelirse mekruh olmakla kalmaz, oruç bozulur.
4. Tükürüğünü ağzında biriktirip yutmak.
5. Kan aldırmak veya ağır bir işte çalışmak gibi kendisini zayıf düşüreceğine kanaat getirdiği bir iş yapmak. (Zayıf düşürmeyeceğine kanaat getirirse mekruh olmaz.) 18 – Oruçluya Şunlar Müstehabtır 1. Sahura kalkıp yemek.
2. Sahur yemeğini biraz geç yemek. Yemeği şüpheli bir vakte kadar geciktirmek ise mekruhtur.
3. Güneş battığı iyice anlaşıldıktan sonra iftarda acele etmek. iftarı namazdan önce yapmak da müstehaptır. iftarda şu duayı okumak sünnettir:
"Allahümme leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartu ve savmelğadi min şehri Ramazane neveytü, feğfirlî mâ kaddemtü ve mâ ahhartü."
Anlamı: "Allah'ım! Senin rızan için oruç tuttum, sana inandım ve sana güvendim. Senin rızkınla orucumu açtım ve Ramazan ayının yarınki orucuna da niyet ettim. Benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla!" 19 - Oruçla ilgili Çeşitli Hükümler Unutarak yiyip içen veya oruçlu iken kusan bir kimse, orucunun bozulduğunu zannederek yiyip içse, kaza lâzım gelir. Fakat kusmakla orucunun bozulmadığını bildiği halde yer ve içerse kendisine hem kaza hem de keffaret ge- rekir.
Gündüz ihtilam olanın durumu da böyledir. Ramazanda gündüzleyin uyurken cünüp olan kimse, orucunun bozulduğunu zannederek yiyip içse, bundan dolayı orucun kaza edilmesi lazımdır. İhtilam olmanın orucu bozmadığını bildiği halde kasten yerse, kendisine kaza ve keffaret gerekir.
Bir kadın Ramazanda (henüz ayhali olmadan) ayhali günümdür diyerek orucunu bozsa ve o gün ayhali olmasa; eğer o günün orucuna niyet etmemiş ise kendisine kaza lâzım gelir, eğer niyet edip oruca başladıktan sonra bozmuşsa keffaret gerekir.
Dişler arasından çıkıp tükrüğe karışan kan, tükrükten fazla veya tükrüğe eşit olup yutulursa orucu bozar. Tükrükten az ise bozmaz.
Dişlerini fırçalayan kimse, orucunun bozulduğunu zannederek bile bile yiyip içse kendisine keffaret gerekir.
Abdest esnasında ağzına su alırken elinde olmayarak boğazına su kaçsa, eğer oruçlu olduğu hatırında ise orucu bozulur ve kazası gerekir. Eğer o esnada oruçlu olduğu hatırında değilse orucu bozulmaz.
Mukim olan (misafir olmayan) bir kimse, geceleyin niyet edip oruca başladıktan sonra gündüz sefer mesafesi yolculuğa çıksa bile o günün orucunu tutması gerekir. Yola çıktıktan sonra orucunu bozduğu takdirde kaza lazım gelir. Yola çıkıp oturduğu yerleşim yerinin sınırlarını geçmeden orucunu bozarsa, kendisine keffaret gerekir.
Misafir olan bir kimse, niyet edip oruca başladıktan sonra gündüz daha yolculuğu bitmeden veya yolculuğu sona erip memleketine döndükten sonra orucunu bozsa kendine kaza lâzım gelir.
Ramazan ayından oruç borcu olan bir kimse, bunları kaza etmeden öbür Ramazan gelse evvelâ, Ramazan orucunu tutar, sonra önceki Ramazandan kalan borçlarını tutar.
Ramazan orucunu kaza ederken, bu oruçları isterse peş peşe, isterse aralıklı olarak tutar. Borçlarını bir an önce ödemesi bakımından peş peşe tutması daha iyidir.
Bir kadın, oruçlu olduğu günde ayhali veya lohusa olsa, o günün orucunu kaza etmesi gerekir. Bir kimse hasta olduğu için Ramazanda orucunu bozsa ve iyileşmeden ölse, kendisine bir şey gerekmez.
Abdestten sonra ağızda kalan yaşlık, orucu bozmaz.
Konuşurken tükürükle ıslanan dudaklarındaki tükrüğü yutmakla oruç bozulmaz.
Ramazanda bayılan bir kimse, baygınlığı bir kaç gün devam ettiği takdirde, bayıldığı günü kaza etmez, çünkü niyet ederek o günün orucuna başlamıştır, Ondan sonraki günleri kaza eder.
Nafile olarak tutulan orucu özürsüz olarak bozmak mekruhtur. Herhangi bir sebeple bozulan nafile orucun kaza edilmesi gerekir.
Başlanan keffaret orucu bitmeden Ramazan ayı girerse, keffaretin yeniden tutulması gerekir.
»
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|
|
|
|
|
|
|