|
a-Bedeni Vazifeler 1. Temiz Olmak: Öncelikle, mü’min kişinin temiz olması gerekir. Çünkü Rabbimiz Allah şöyle buyurmaktadır: “Allah temiz olanları sever.” [40] Rasûlullah (s.a.s.): “Temizlik imanın yarısıdır” [41] “Allah temizliği sever.” [42] buyurmuştur. Dolayısıyla mü’min her türlü temizliğine dikkat etmelidir. 2. Sağlığı Korumak: Peygamberimiz (s.a.s.) sağlığın korunması için bizleri uyarmaktadır. “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunların kıymetini bilmiyorlar ve aldanıyorlar. Bunlar sağlık ve boş zamandır.” [43] Sağlığın korunması için, dengeli beslenmeli ve temiz ortamlarda bulunmalı, ayrıca sağlığımıza zarar veren alkollü içkiler, uyuşturucular ve sigara gibi sağlığımıza zarar veren her türlü şeyden sakınmalıyız. Hastalandığımızda da tedavi olmamız dinimizin emridir. [44] b- Ruhî Vazifeler: 1. Doğru ve sağlam bir inanca sahip olmak, 2. Ruhu ibâdetler ile beslemek, 3. Güzel ahlâk sahibi olmak, 4. Kötü huylardan arınmak, 5. Doğru ve sağlam bilgiler edinmek, 6. Bâtıl inançlardan uzak durmak, 7. İrâdeyi güçlendirmek. [45] Ana Babaya Karşı Vazifeler Anne ve babanın çocuk üzerinde hakları vardır. Çünkü onun dünyaya gelmesine vesile olmaları ve büyümesi için zorluklara katlanmaları, kendilerine saygıyı gerekli kılar. Allah (c.c.) anne babaya karşılı saygılı olunmasını, onlara of dahi denilmemesi gerektiğini emretmektedir. [46] Mes’ud oğlu Abdullah (r.a.) der ki; Rasûlullah (s.a.s.)’e; “Hangi iş, davranış Allah’a daha sevimlidir?” diye sordum. O da: “Vaktinde kılınan namazdır” dedi. ‘Sonra hangisi?’ “Anaya babaya iyilik etmek” ‘Sonra hangisi?’“Allah yolunda cihad etmektir” buyurdu. [47] Caime oğlu Muaviye anlattı: Babam Rasûlullah (s.a.s.)’e gelerek: “Ya Rasûlullah savaşa gitmek istiyorum, size danışmaya geldim”dedi. Hz. Peygamber (s.a.s.) de: “Anan hayatta mı?” diye sordu. Cesime: “Evet” dedi. “Ondan ayrılma, çünkü cennet annelerin ayağının altındadır. (Ona hizmet edip onun gönlünü almak seni cennete götürür)” buyurdu. [48] Evlâdın anne ve babasına karşı yapması gereken görevler şunlardır: 1. Muhtaç oldukları vakit onlara bakmak, her ihtiyaçlarını karşılamak, 2. Her ne zaman çağırırlarsa hemen koşup gitmek, 3. Emirlerine her zaman itaat etmek (günah olmadıkça), 4. Yanında gâyet yumuşak konuşmak, kırıcı olmamak, 5. Kendi için istediği ve râzı olduğu şeyleri onlar için de istemek; istemediği ve hoşnut olmadığı şeyleri onlar için de istememek, 6. Onlara çok duâda bulunmak. Anne Babanın ölümünden sonra da : 1. Onların mağfireti için duâ etmek, 2. Akrabaların ve sevdiği dostlarının ziyaretine gidilmesi [49] Bir kişi: ‘Ya Rasûlallah! Ana ve babamın vefatından sonra onlara yapabileceğim bir iyilik var mı?’ diye sordu. Rasûlullah (s.a.s.): “Evet, onlara hayır duâda bulunur, onlar için istiğfar eder (Allah’tan bağışlanmalarını ister), vasiyetlerini (isteklerini) yerine getirir, yakınlarıyla ilgisini kesmez ve dostlarına ikramda bulunursan” dedi. [50] Onların ruhları için hayır yapmak gerekir. Anne ve babanın memnun olacağı, hoşuna giden şeyleri gerek sağlığında, gerekse ölümünden sonra yapmalıdır. Onları memnun etmek evlâtlık görevidir. Anne babaya iyi davranmak gerekir. Onlara karşı gelmek büyük günahlardandır. [51] Anne ve Babanın Çocuklarına Karşı Vazifeleri Aile yuvasının süsü ve mutluluk kaynağı olan çocuk, anne ve babaya Allah’ın bir emanetidir. Çocuklarının terbiyesinden sorumludur. Çocuklarına karşı başlıca vazifeleri şunlardır: 1. Çocuklarını sağlıklı olarak besleyip büyütmek, çocuklarının beden ve ruh sağlığını korumak, 2. Çocuklarına haram lokma yedirmemek, Peygamber Efendimiz: “Allah yolunda harcanan paraların sevabı en çok olanı, aile fertlerine harcanan paradır” [52] diye buyurmuş; başka bir hadisinde de; “İnsanın aile bireylerini sefil bırakması kendisine günah olarak yeter” [53] buyurmaktadır. 3. Çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet okumak [54] ve güzel bir isim koymak, [55] ayrıca Allah Teâlâ’ya şükür için kurban (akika) kesilir. Hz. Âişe (r.a.)’den şöyle rivayet edilmektedir: Rasûlullah (s.a.s.) bize “erkek çocukları için iki, kız çocukları için bir koyun ‘akika’ olarak kurban etmemizi emretti.” [56] 4. Çocuğu iyi terbiye etmek, ona ahlâk yönünden güzel örnek olmak. Peygamberimiz: “Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır” [57] buyurarak çocuk terbiyesinin önemini belirtmiştir. 5. Çocuğuna namaz kılmayı, diğer dinî ve ahlâkî görevleri öğretmek, [58] 6. Çocuğunu okutmak, geçimini sağlayıcı bir meslek sahibi yapmak, 7. Çocukları sevmek, onlarla ilgilenmek. Çünkü çocukların yemek içmek kadar sevgiye de ihtiyaçları vardır. 8. çocuklara sevgi gösterirken, hediye verirken ayrım yapmamak, eşit ve adâletli davranmak, “Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adâleti gözetin.” [59] 9. Evlenme çağına geldikleri zaman çocukları evlendirmek. [60] Ebu Hüreyre (r.a.)’den (bir gün) Rasûlulah (s.a.s.) Hz. Ali (r.a.)’nin oğlu Hz. Hasan (r.a.)’ı öptü, Akra b. Habis de Peygamberimizin yanında bulunuyordu. Akra: “Benim on tane çocuğum olduğu halde, hiç birini öpmedim” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.s.) ona hayretle bakıp: “Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz” buyurdu. [61] Çocuklara merhamet etmeli, sevmeli, Allah’ın bizlere bir emaneti olduğunu unutmamalı, onların ahlâklı, faziletli yetişmesi için gayret etmeli, onlar için çok duâ da etmelidir. Rabbimiz Allah şöyle buyuruyor: “Ey insanlar kendinizi ve ailenizi (çoluk çocuğunuzu) ateşten koruyun. Onun yakıtı insanlar ve taşlardır.” [62] Kendimizi ve ailemizi cehennem ateşinden korumamız için Allah Teâlâ bizleri uyarıyor. Haksızlık, ahlâksızlık, zulüm, her türlü şirk, isyan, küfür ve günahlardan sakınmak suretiyle ve ibâdetlerimizi, kulluk görevlerimizi en iyi şekilde yaparak kendimizi ve ailemizi cehennemden korumaya çalışmalıyız. Dinimizin emri budur. Kendimizi ve ailemizi seviyorsak ve düşünüyorsak bu böyledir. [63] Eşlerin karşılıklı Vazifeleri Eşlerin birbirleri üzerinde hakları vardır. Önderimiz Peygamberimiz (s.a.s.) bunu bize bildirmektedir: “Dikkat ediniz, kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi, kadınların da sizin üzerinizde hakları vardır.” [64] Eşlerin Birbirlerine Karşı Vazifeleri Şu Şekilde Sıralanabilir: 1. Önce eşler arasında karşılıklı sevgi, saygı olmalı, 2. Erkek ailesinin beslenme, yiyecek, giyecek ve diğer ihtiyaçlarını da helâl yönden temin etmelidir. 3. Erkek, ailesinin İslâmî vazifelerini en iyi şekilde yapmasına yardımcı olmalı ve gerekeni yapmalı, 4. Erkek hanımına karşı sert olmamalı, yumuşak, nâzik davranmalı. Çünkü dinimizin emri de budur. Allah Teâlâ Şöyle buyurur: “Kadınlarla iyi geçinin.” [65] “Peygamberimiz (s.a.s.) de şöyle bildirmektedir: “Mü’minlerin iman yönünden en mükemmel olanı, ahlâken en iyi olanıdır ve sizin en hayırlınız da kadınlara karşı en iyi davrananızdır.” [66] “Bir kimse, karısına kin beslemesin (ona sert davranmasın). Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” [67] “Kadınlarını dövenleriniz, sizin hayırlınız değildir.” [68] buyrulmaktadır. 5. Kadın evine bağlı olmalı, kendi hakkında kötü söz söylenmesine sebep olacak davranışlardan kaçınmalı, dedikodulara sebep olmamalıdır. 6. Kadın çocuklarına en iyi şekilde bakmalı ve evinde yapması gereken şeyleri yapmalı. 7. Çocuklarının terbiyesinde de anne-baba birlikte gerekeni yapmalıdır. Abdurrahman b. Avf (r.a.)’dan Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdular: “Kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, namusunu korur ve kocasına itaat ederse, kendisine: ‘Hangi kapısından istersen cennete gir!’ denir. [69] “Herhangi bir kadın, kocası kendisinden râzı olduğu halde ölürse cennete girer” [70] buyrulmuştur. Rasûlullah (s.a.s.) bir sahabeye hitaben: “Hanımının senin üzerinde hakkı vardır. Bedeninin senin üzerinde hakkı vardır. Misafirlerin de senin üzerinde hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını ver.” [71] “Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da onlar üzerinde hakları vardır. Yalnız erkeklerinki kadınlara göre (aile reisliği bakımından) bir derece daha fazladır.” [72] Bu üstünlük, erkeğin aile başkanı olmasıdır. “Erkekler kadınlar üzerinde yöneticidirler” [73] Tabiî ki, ailenin başkanı olmak; gurur kibir ve sert davranmaya sebep değildir. Sorumluluğun erkekte olduğunu göstermektedir. Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle beyan ediyor: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlığınızdan (elinizin altındakinden) sorumlusunuz.” [74] Dolayısıyla aile reisi olarak erkek, gereken sorumluluğu yerine getirmelidir. Ailesini huzur ve mutluluk içerisinde idare etmeyi bilmeli ve onlara çok iyi davranmalı ve buna çok dikkat etmelidir. Kadın da, evin huzur ve mutluluğu için gerekeni yapmalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Bir kimse karısını yatağına davet edip de (mazereti olmadığı halde) gelmez ve kocası da ona dargın olarak gecelerse, sabah oluncaya kadar melekler o kadına lânet ederler.” [75] Görüldüğü gibi erkek, cinsel ihtiyacını gidermek için hanımını yanına çağırdığında gelmesi gerekmektedir. Hiçbir mâzereti yokken kadının kocasından uzak durmaya çalışması câiz değildir. Zinâ haram olduğu için mü’min erkek cinsel ihtiyacını zinâ yaparak gideremeyeceğine göre, kadın kocasının ihtiyaç hissettiğini anladığı zaman birtakım gereksiz bahaneler göstererek kocasını mahrum etmesi asla doğru değildir. Aynı şekilde kadın da cinsel ihtiyacını gidermek için kocasını çağırdığında onun da reddetmesi doğru değildir. Haramların, günahların yaygın olduğu bir toplumda ve teknolojik imkânlar sayesinde ahlâksızlığın arttığı bir ortamda günahlardan korunmak için karı-koca birbirlerine yardımcı olmalıdır. Kadın kocasına güzel görünmek için süslenmeli, câzip olmaya çalışmalıdır Çünkü gerek tv.de gerekse sokaklarda, caddelerde kadınların süslü püslü, açık saçık gezmeleri, câzibeli, tahrik edici olmaları sebebiyle onlardan etkilenmek söz konusudur. Ancak hanımların evde kocalarına câzibeli görünmeye çalışmasıyla erkeklerin dışarıdaki câzibelerden korunmaya sebep olur. Bu gerçekleri hanımlar iyi düşünmelidir. Rasûlullah (s.a.s.): “Sizden tahrik eden bir kadın gören olduğu vakit hemen karısının yanına gelerek cinsel ilişkide bulunsun, çünkü böyle hareket etmesi gönlündekini (fitneyi) def eder” buyurmuştur. [76] Gaye Allah’a kul olmaktır. Allah’a iyi kul olmada karı-koca birbirlerine yardımcı olmalıdır. Hanımların, kocalarına karşı süslenmeleri, onlara câzibeli görünmek için gayret etmeleri gerekir. Çağırdığı zaman kocasının yanına gelmemesi ve cinsel ihtiyacını gidermede zorluk çıkarması sebebi ile kocalarına zulüm etmiş olurlar. “Allah, zulüm edeni sevmez.” [77] Hanımların bu şekilde davranmaları mü’min bir hanımın davranış biçimi değildir. Karı-koca birbirlerinin her türlü ihtiyaçlarını gidermede gevşek davranması yanlıştır. Bu ise ailenin huzur ve mutluluğuna engeldir. Ailenin mutluluğu için karı-koca birbirlerinin haklarına riâyet etmeli ve Allah’a iyi kul olmaya çalışmalıdırlar. [78] Akrabalara Karşı Vazifelerimiz: Akraba Arapça’da “yakın” mânâsına gelen “karib” kelimesinin çoğuludur. “Yakınlar” mânâsına gelir. Akraba iki şekildir: 1. Nesep yönünden: Amca, dayı, teyze, hala, yeğenler gibi akraba olanlar, 2. Evlilik yönünden: Eşinin babası, annesi, kardeşleri gibi akraba olanlar. Akrabaya önem vermek, onlarla alâkayı kesmemek ve zaman zaman ziyaretlerde bulunmak dinimizin emridir. [79] Enes b. Mâlik (r.a.)’dan; Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Kim rızkının bol ve ömrünün uzun olması kendini sevindirirse, o kimse yakınlarıyla ilgilensin” Tirmizî’nin rivâyeti şöyledir: “Akraba ve yakınlarınızı tanıyın (onlarla alâkayı devam ettirin). Çünkü sıla-i rahim (yakınlarla alâkayı sürdürmek), yakınlar arasında sevgi meydana getirir, malı çoğaltır ve ömrün uzamasına sebep olur.” [80] İbni’l-Haris sordu: “Ya Rasûlullah, (önce) kime iyilik edeyim?” Rasûlullah (s.a.s.): “Annene, sonra babana, kız kardeşine, erkek kardeşine ve bir de bunları takip eden akrabana (iyilik etmen ve onlarla alâkayı sürdürmen) vâcip bir haktır. Yakınlarına da!” [81] buyurdu Ayrıca Rasûlullah (s.a.s.) akraba ile ilgilenmeyen ve alâkayı kesenlerin cennete giremeyeceğini bildirmektedir: “Akraba ile alâkayı kesenler cennete giremez.” [82] Âyet ve hadisler; akrabaya karşı çok iyi muâmele edilmesini, onlarla dostluğun kesilmemesini onlara karşı görevlerimizi yapmamızı emretmektedir. İhtiyaçları olduğu zaman gidermeye çalışmalı, sevinç ve üzüntülerini paylaşmalı, onlara iyi davranmalı, sık sık ziyaretlerine gitmeli ve bu şekilde akrabalık görevini yerine getirmeye çalışmalıyız. [83] Komşularımıza Karşı Vazifelerimiz Bize, aile ve akrabalarımızdan sonra en yakın insanlar komşularımızdır. Aynı sokakta veya aynı binada olmamız hasebiyle onlarla sık sık görüşmek söz konusu olmaktadır. Onun için komşularımızla çok iyi geçinmek İslâm’ın emridir. Allahu Teâlâ komşularımıza iyi davranmamızı emretmektedir: “Allah’a ibâdet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana ve babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya (eş, dost ve arkadaşa), yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, hizmetçi ve işçiye) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve gururlanan kimseyi sevmez.” [84] Ebû Hureyre (r.a.)’dan; Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Allah’a ve Âhiret gününe inanan, komşusuna iyi davransın.” [85] Komşularımıza karşı vazifeleriniz, şu şekilde sıralanabilir: 1. Komşularımızla iyi geçinmek, onlara karşı güler yüzlü olmak, 2. Onların hakkına saygılı olmak, söz ve davranışlarımızla onları kırmamak ve rahatsız etmemek, 3. Herhangi bir sıkıntısı varsa onun giderilmesine çalışmak, 4. Hastalandıklarında ziyaretlerine gitmek, “herhangi bir ihtiyacın var mı?” diye sormak, varsa yardımcı olmak, 5. Üzüntü ve sevincini paylaşmak ve ikramda bulunmak, 6. Vefat ettiğinde cenazesine katılmak. Bu hususlara dikkat etmeli, komşuluk görevimizi en iyi şekilde yerine getirmeliyiz. İyi işlerde yardımcı olmalı, kötü işlerde ise asla yardımcı olmamalı, hatta uyarmalı, o yanlış ve kötü işten vazgeçirmeye gayret etmeliyiz. Komşuyu rahatsız etmemeye çalışmalı, elinde olmayan ses ve gürültüden dolayı komşuyu azarlamamalı, sabretmeli, anlayışlı olmalı, komşunun misafiri gelmiştir, çocuklar oynarken ses, gürültü gelebilir. Çok rahatsız edilme durumu varsa, güzel sözle uyarmak gerekir. Marifet, insanlara kaba, kırıcı, sert davranmak değildir. Marifet insanlara iyi davranmak, onlarla iyi geçinmek ve iyi bir örnek olmaktır. Komşularımız İslâmî yaşamdan uzaksa, İslâmî bir hayat biçimine kavuşması için onlara yardımcı olmalı, gereken izahlar yapılmalı ve çok duâ etmelidir. Yani komşulara da maddî ve mânevî yardım yapılmalıdır. Peygamberimiz şöyle buyuruyor. “Komşusu aç iken bunu bildiği halde tok olarak yatan bana (tam) inanmış değildir.”
»
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|