|
(Anne ve babası vahşice öldürülen Ammar ise, onların işkencelerine dayanamayarak ,diliyle onların istedikleri şekilde inkar etti.Durum Resulullah (s.a.v.)’e bildirilince,”Ammar başından ayağına kadar imanla doludur.İman onun etine,kanına karışmıştır!”buyurduktan sonra Ammar’a:”Seni yine zorlarlarsa,istediklerini söyle”dedi.Bu durum ,zorlama karşısında sadece dille inkar etmenin caiz olduğuna bir delildir.) Kuran’ı Kerim ve Açıklamalı Meali Diyanet Vakfı -1993-Sayfa 278 * Gönlü imanla dolu olduğu halde,ikrah (zorlama) altında olan kimse müstesna,inandıktan,sonra Allah’ı inkar edip,gönlünü kafirliğe açan kimselere Allah katında bir gazap vardır;onlar için büyük bir azap da vardır. Nahl Suresi 16/106 Nahl Suresi,106 ayet-i kerime o olaydan sonra indi. * Vay her yalancının,her günah torbasının haline!.. Casiye Suresi 45/7 * De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş, görün!". En’am Suresi 6/11 Bu İstanbul şehrinde fazla dolaşmaya gerek yok.Sultanahmet meydanını gezdiğimizde görüyoruz.Ta Mısır’dan İstanbul’a kadar o dikili taşı götürebilecek kadar güşlü bir devlet varmış.Onbinlerce kölenin kanına mal olmuş o taşın oraya getirilmesi.Yine buna benzer zulüm taşları Roma’da,İstanbul’da,Kudüs’te mevcuttur.Neticede ne olmuş.Adamlar gitmişler eserleri kalmış ve adları tarih kitaplarında lanetle anılmıştır. *Gömleginin üstünde sahte bir kan ile geldiler. (Yakub) dedi ki: Bilakis nefisleriniz size (kötü) bir isi güzel gösterdi. Artık (bana düsen) hakkiyla sabretmektir. Anlattiginiz karşısında (bana) yardım edecek olan, ancak Allah'tır. Yusuf Suresi 12/18 Bu surede on kişi her türlü planı kurmuşlar,ama hatta kanı da sürmüşler fakat Yakup (a.s.) şöyle bir bakmış,ayette yazmıyor,tefsirlerde yazıyor.”Ne merhametli kurtmuş,o oğlum Yusuf’u yemiş de gömleğini yırtmamış.”demiş.İnsana haset girince çok şeyler yaptırır.Sizin karşı tedbir almanız değil,”Ya Rabbi sana sığınırım”demeli.Çünkü sizin aklınız belirli uzaklara erer.Ama Binlerce adamın haset damarı ise yüzbinlerce şer üretir.Öyle ise sığınılacak yer Allah (c.c.).Onun için Felak ve Nas suresini Peygamber Efendimiz yatmadan önce yatağının üzerinde okurmuş.Kafirun,İhlas,Felak ve Nas suresini eline üfler ve de elinin ulaşabileceği yerlerine sürer yatarmış. * “Peygamberimiz Her işittiğini söylemek,insana yalan olarak yeter.” (72) buyurmuştur.Müslim,İman,3 * S a f v a n b. S ü l e y m şöyle rivayet etmiştir : Peygamberimize : --“Ya Resulallah ! Mü’min korkak olurmu?”denildi. –“Evet olabilir”buyurdu. –“Mü’min cimri olurmu?”denildi.Yine : --“Evet olabilir”buyurdu. –“Mü’min yalancı olurmu?”denildi. –“Hayır olmaz”buyurdu. (76) Malik bu şekilde mürsel olarak rivayet etmiştir.Tergib ve Terhib Cilt 5 Sahife 500 * Abdullah b.Amr (r.a.) anlatıyor:”Peygamberimiz evimizde bulunduğu bir günde annem beni yatıştırmak için: -Yavrum,gel sana bir şey vereceğim,diye beni çağırdı.Peygamberimiz anneme: -Çocuğa ne vermek istedin?diye sordu.Annem: -Hurma vermek istedim,dedi.Bunun üzerine Peygamberimiz: -Eğer bir şey vermeseydin (de çocuğu aldatmış olsaydın)sana bir yalan günahı yazılırdı,buyurdu. (Ebu Davud,Edep,88.) Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çarşıda bir yiyecek yığınına rastlayınca elini yığına daldırıp çıkardı. Parmaklarına rutubet bulaştı. Adama: "Ey satıcı nedir bu?" diye çıkıştı. Adam: "Ey Allah'ın Resûlü, yağmur ıslattı,deyince: "Bu yaşlığı üste getirip, herkesin görmesini sağlıyamaz mıydın? Kim bizi aldatırsa o bizden değildir" buyurdu. Müslim, İman 164, (102); Tirmizî, Büyû 74, (1315); Ebu Dâvud, Büyû, 52, (3452); İbnu Mâce, Ticarât, 36, (2224). Metin, Müslim'inkidir. Ebu Dâvud ve Tirmizî'nin rivayetlerinde (yukarıdaki hadiste) şu ziyade mevcuttur: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a "elini yığına daldır" diye vahyedildi, o da elini daldırdı. Yığın ıslaktı. "Aldatan bizden değildir" buyurdu." Ukbe İbnu Âmir (radıyallahu anh) buyurmuştur ki: "Müslüman bir kimsenin, bir malda kusur olduğunu bildiği halde, müşteriye haber vermeden satması haramdır." Buhârî, bunu bir babın başlığında kaydetmiştir. (Büyû 19). AÇIKLAMA:Bu rivayet, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in devlet reisi vasfıyla zaman zaman çarşıpazarı teftiş ettiğini gösterir. Ma'mafih çarşıya alışveriş için de gelmiş bulunsa, bu esnada konrol ve murâkebe işini de yürüttüğünü ve dolayısıyla, devletin bu işlere ehemmiyet vermesi gereğini ifâde eder. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'i işittim, diyordu ki: "(Ticarette yalan) yemin, (tüccarın zannınca) mala rağbeti artırır. (Halbuki gerçekte) kazancı giderir." Buhârî, Büyû 26; Müslim, Müsâkât 13 (1607); Ebu Dâvud, Büyû 6, (3335); Nesaî, Büyû 5, (7, 246).Hadis'in metni Buhârî ve Müslim'deki metindir. Ebu Dâvud'da "Bereketi giderir" şeklindedir. AÇIKLAMA:Dinimiz, alışverişte satıcıların mala rağbeti artırmak için yemin etmelerini hoş karşılamaz. Hadislerde "yemin" kelimesi mutlak olarak gelmiştir, elhalif veya elyemîn şeklinde. Şarihler "yalan" kelimesiyle kayıtlayarak anlamaya meylederler. Buhârî bu bahse tahsis ettiği baba "Alışverişte mekruh olan yemin babı" adını vererek hadisin ruhuna uygun bir sunuş yapar. Yani satıcının yemin etmesi mekruhtur. Yemin yalan yere olursa tahrimen mekruhtur, doğru yemin olursa tenzihen mekruhtur.Hülasa satıcının yemini mala olan alâkayı, rağbeti artırırsa da kazancın bereketini yok eder. Muttakî ticaret ehlinin herçeşit yeminden kaçınması, yemine dilini alıştırmaması gerekir.Kazançta bereketin kalkması çeşitli şekillerde tezâhür eder. Bunlardan bir kısmını izah kolay olmasa bile, bir kısmı kolaydır. Meselâ şöyle bir izah makul gelmektedir: Yalan söylenerek satılan malın ayıbı mutlaka ortaya çıkar. Müşteri, o tüccara artık kendisi uğramayacağı gibi başkalarının uğramasına da mâni olur. Bu, kazancın bereketini gideren bir durumdur. Gayr-i meşru yoldan kazanılan paranın gayr-ı meşru harcamalara giderek sâhibini günaha soktuğu, bir kısım taşkınlıklar, şımarıklıklar sonucu sıhhatini, istirahatini kaybettiğini, hapishane, hastane ve hatta mezaristana düştüğünü çevremizde sıkca görmekteyiz. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ihbar ettği bereketsizlik haktır, ama şöyle ama böyle, bugün veya yarın.
»
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|