|
Zulüm, lugatta “bir şeyi ait olduğu şeyin dışında bir yere koymaktır.” Hak edenin hakkını vermemek, haksıza hak etmediği bir şeyi vermektir. İslâmî ıstılahta ise: Bir eşyayı veya olayı, şer’î hükmünden başka bir şekilde değerlendirmeye zulüm denir. Zulüm hakkın dışına çıkmak ve doğru olmayan davranışlardır. Allah’ın koyduğu sınırı, haddi aşmak zulümdür. Rabbimiz bu gerçeği bildirmektedir: “Allah’ın koyduğu sınırı aşanlar zâlimdir.” [292] “Şirk en büyük zulümdür.” [293] “Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler zâlimlerin ta kendisidir.” [294] “Allah zulmü, azgınlığı yasaklamıştır.” [295] Dinimizde zulmün her çeşidi yasaktır. En küçüğünden, en büyüğüne her türlü haksızlık, kötülük, aldatma, kandırma, hırsızlık, yolsuzluk, yalan-dolan, iftira, hile insanlara zarar vermek... zulmün muhtevâsına girer. “Doğrusu Allah zulüm edenleri sevmez” [296] buyrularak zulmün her çeşidinden sakınılması istenmektedir. Peygamberimiz (s.a.s.)’in bir kudsî hadisinde Allah’ın şöyle buyurduğu bildirilmiştir: “Ey kullarım! Ben zulmü kendime haram kıldığım gibi, sizin aranızda da (zulmü) haram kıldım. Öyleyse birbirinize zulmetmeyin.” [297] Abdullah İbn Ömer (r.a.)’dan; Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Müslüman, müslümanın kardeşidir. Müslüman, müslümana zulmetmez. Müslüman, müslümanı (tehlike ve musibete) terk etmez (ona gereken yardımı yapar).” [298] Ebu Hureyre (r.a.) Rasûlullah (s.a.s.)’den şöyle rivâyet etmiştir: “Müflis kimdir bilir misiniz?” diye sordu. Ashâb: “Bize göre hiçbir malı ve parası olmayan kimsedir” dediler. Rasûlullah (s.a.s.): “Benim ümmetimden müflis olanlar, kıyâmet günü namazla, oruçla ve zekâtla gelmiş, fakat şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, onun kanını akıtmış, öbürünü dövmüş (haksızlık, zulüm yapmış) işte onun sevabından bu sayılanlara (hak sahiplerine) verilir. Üzerindeki haklar ödenmeden önce iyilikleri biterse, onların hatalarından alınıp ona yüklenir. Sonra da cehenneme atılır.” [299] Görüldüğü gibi zulmün, haksızlığın cezası cehenneme kadar götürmektedir. Fakat “kim (nefsine) zulmettikten sonra tevbe eder ve halini düzeltirse, Allah da tevbesini kabul eder.” [300] Allah’ın yasakladıklarını yaparak insanlar kendilerine zulmederler. [301] İslâm’ın emirlerini terk eden ve haramlardan, yasaklardan kaçınmayan kişi, ilk önce kendi nefsine zulmetmektedir. Bazı haramları, günahları işlerken; hem kendi nefsine ve hem de haksızlık, kötülük yaptığı, zarar verdiği insanlara zulmetmiş olur. “Ey iman edenler! Eğer küfrü (kâfirliği) imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı, kardeşlerinizi (yakınlarınızı bile) velîler edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zâlimlerin ta kendisidir.” [302] Müslüman kişinin en yakını dahi olsa, İslâmî yaşam biçimine karşı çıkıyorsa onları dost edinmek, onları sevmek zâlimliktir. “Bir de zulmedenlere meyletmeyin. Sonra size ateş dokunur (cehenneme girersiniz).” [303] buyrulmuştur. İslâm’a karşı çıkan gayr-i İslâmî kuralları savunanları asla sevmemeli, onlardan yana olmamalı, onların haksızlığa, ahlâksızlığa, zulme dayalı anlayışlarını reddetmeli, [304] yoksa “ateş dokunur” cehennemde yanma söz konusu olur. “Müslüman zulmetmez.” [305] “Müslüman, elinden ve dilinden başkalarına zarar vermeyen insandır.” [306] “Üç şey vardır ki, kimde bulunursa aleyhine döner; onlar da zulüm yapmak, ahdi bozmak, hile etmek.” [307] “Zâlimin düşmanı Allah’tır.” [308] “Mazluma yapılan zulüm, karşılıksız kalmaz.” [309] “Zâlimleri bağışlamak, mazlumlara cefadır.” [310] “Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem. Gelenin keyfi için, geçmişe kalkıp sövemem.” [311] “Alma mazlumun âhını, çıkar âheste âheste.” “Zulüm ile yapılan, çabuk yıkılır.” “Etme bulursun, inleye inleye ölürsün.” “Zulüm ile dünya harap olur.” “Zâlimin yaptığı yanına kalmaz.” [312] “Zulmeden zâlimler, Firavunun yolunu takip edenler, yapacağınızı yapıyorsunuz, insanlara acımadan zulmediyorsunuz. Bu yaptığınız zulümler yanınıza kâr kalmaz; er veya geç belânızı bulacaksınız. Sonunda yaptığınıza pişman olacaksınız.”
»
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|